• Hikayeler Ana Sayfasi
  • mIRC
  • Turkce mIRC
Subscribe to Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC
  • Yemek Sohbeti

    Sesli Chat Sohbet Muhabbet

    Yazili Muhabbet Mirc Chat Sohbet


    MircYukle Mircindir Mirc mRc
  • Kategoriler

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Yazilar
  • Rastgele hikaye

    • Dost
    • Buyu Dukkani
    • Sevgi Sozcukleri
    • Ask ve Olum Hikayesi
    • Asker Bilo
    • Yeni Yil
    • Sayi
    • Unutmadim
    • Sultan ile Kole
    • hasta fikrasi
  • BaÄŸlantılar

    • AnaSayfa
    • Gazeteler
    • hikayede
    • hikayelerden
    • Makale Ekle
    • mirc
    • mirc
    • mirc yukle
    • nedirkimdir
    • Sevgi
    • Sicakoda
    • sozler
    • turk Chat
    • Turk Chat
    • Video
    • yemek tarifi
  • ArÅŸivler

    • Eylül 2010
    • AÄŸustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Åžubat 2010
    • Ocak 2010
    • AÄŸustos 2009
    • Åžubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Mayıs 2008
    • Mart 2008
    • Kasım 2007
  • Hikaye yemeklerden

  • Hikaye Son

    • Korku
    • Hz Muhammedin Selami
    • Bir Sevda Masali
    • Aci Aci
    • TrSohbet Mirc indir yukle sohbet
    • Odun Fikrasi
    • Sehitler Olmez
    • Karanin Bittigi Yer
    • Yeni Yil
    • Sivas Belediyesi
    • Mutlu Evlilik
    • Ask Hikayesi
    • En Guzel Cicek
    • Allahim Onu Koru
    • Uzaydan Gelen Cocuk
  • Hikayeler

    anti-virus antivirüs Bartin Chat Bartin mirc Bartin Sohbet Bartin çet biyografi camfrog camfrog sohbet chat chet Hayati Kameralı sohbet Kimdir Makaleler mIRC mircdownload mirc download mircindir mirc indir mirclove mirc sohbet mircyukle mirc yukle Mrc muhabbet Nedir Sarki Sarki Sozu sesli chat Seviyo Seviyo Chat Seviyo mirc Seviyo Sohbet Sohbet Sohbet Odaları sohpet turkcet turkchat virüs arama virüs kaldırma virüs koruma virüs silme virüs temizleme çet
  • Sayfalar

    • mIRC
    • Turkce mIRC
  • Hikaye Menu

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Yazilar
  • Meta

    • RSS
    • Yorumlar RSS
    • Wordpress Themes

Archive for Kasım, 2008

Kas
7

Unlu Olmanin Yolu

admin | Hikaye

Emekli ilkokul öğretmeniydi. Bir ay kadar önce “Azmi film”e bir senaryo
götürüp bırakmıştı. Azmi filmin sahibi o suratsız adam da rafları
göstererek, “Bak,” demiÅŸti, “her yer senaryo dolu. Okumaya bile zamanım yok.
Ama yine de senaryonu bırak, şu kağıda da adresini, telefonunu yaz,
senaryona iliÅŸtir. Ben seni ararım.”

Bir hafta sonra nedense aramıştı: “Hemen gel, görüşelim,” demiÅŸti.
Bunun üzerine gitmişti emekli öğretmen. Azmi filmin sahibi bu defa
kendisini oturtmuÅŸ, çay söylemiÅŸ ve “senaryonun dışında birÅŸey yazıp
yazmadığını” sormuÅŸtu. O da bir aÅŸk romanının bulunduÄŸunu, ancak hiçbir
yayınevinin bunu basmaya yanaÅŸmadığını anlatmıştı. Azmi filmin sahibi de, “hemen
romanını al, gel,” demiÅŸti, “bir bakayım.”

Evi Taksim’deydi. Bir koÅŸu gitmiÅŸti evine emekli öğretmen. Hemen alıp
gelmişti romanını, heyecan içindeydi, ancak ne olduğunu kestiremiyordu.
Romanı uzattığında Azmi filmin sahibi, ” Sen ÅŸimdi git, ben seni
ararım,” demiÅŸti.

Şimdi de Azmi bey telefon etmiş ve derhal gelmesini, görüşmeleri
gerektiğini söylemişti. Emekli öğretmen, Beyoğlu İstiklal caddesine geldi.
YeÅŸilçam Sokağına girdi. Eskiden Fatma Girik’e ait olan Girik Hanın
ikinci katına çıktı. Azmi filmin kapısını tıklattı. Kapıyı getir götür
işlerine bakan genç açtı. İçeri buyur etti.

Azmi bey kendisine oturması için yer gösterdi ve “Bak hocam,” dedi.
“Ben senaryoyu çekmeyeceÄŸim. Kitabını da basmayacağım. Åžu anda elimde
başka filmler var. Onları çekiyorum. Kitabına gelince, ben zaten yayıncı
değilim. Sadece ikisi de çok hoşuma gitti. İleride belki bunları film
yapabilirim. Ancak, piyasa çok durgun, zaten işler berbat! Sen de
emeklisin, üçbeÅŸ kazanmak istersen bana bırak, yoksa al git!” demiÅŸti camdan
dışarı bakarak.

Emekli öğretmen zaten kitabı bastıramıyordu. Senaryo için yüzüne bakan
yoktu. “Kaç para verirsin,” demek geldi içinden. Utandı, gururuna
yediremedi. Azmi filmin sahibi kendisine önceden hazırlanmış matbu bir belge
uzattı. Burada kitabı ve senaryoyu başkasının yazdığı, kendisinin de
sadece tashih işinde çalışarak yardım ettiği ve mukabilinde boş
bırakılmış miktar parayı karşılık olarak aldığı yazılıydı. Ayrıca kitap ile
senaryoyu yazanın adı bölümü de boş bırakılmıştı. Azmi bey o zamanın parası
beş milyarı kendisine uzatmıştı. Doğrusu para fena değildi. Almayıp ta
ne yapacaktı, varsın ad başkasının olsundu, bu çok mu önemliydi? Bir
başka kağıtta da, tashih işlerinde çalıştığı film şirketinin aleyhine bir
basın açıklaması yaptığı takdirde aldığı paranın on katı cezai müeyyide
uygulanacağı belirtiliyordu. Bu kağıdı da imzaladı. Ayrıca şirketin
böyle bir açıklama vukuunda limitsiz tazminat hakkını da peşinen kabul
ediyordu. Geçim sıkıntısı çekiyordu, bütün şartları kabul etti.

Kalkarken Azmi bey sık sık uğramasını ve ileride kadrolu senarist
olarak onunla çokiyi işler yapacaklarını belirtti ve el sıkışarak ayrıldı
bürodan.

Emekli öğretmen dışarı çıkınca Azmi bey ünlü bir işadamını aradı.
“Saygılar beyefendi,” dedi. ” AÅŸk romanı tamam. Senaryo da tamam…Filmin
çekimine hemen baÅŸlamak üzere emirlerinizi bekliyorum!”

Telefonun öteki ucundaki ünlü iÅŸadamı da, ” Kitabı hemen bana gönder.
Film hazırlıklarına başla. Başlangıç için yüz milyar gönderiyorum.
Teferruatı müdürümle konuÅŸursun,” dedi.
Azmi bey, ” Emredersiniz beyefendi!” dedi. Bu film iÅŸini tv’de dizi
yapacak ve trilyonlar vuracak, devamını emekli öğretmene yazdıracaktı.

Ünlü iÅŸadamı telefonu kapadıktan sonra metresini aradı: “Canım, isteÄŸin
oldu, romanın hazır, yayınlayacak gazete hazır, bir reklam yaptıracağım
ki sen bile şaşacaksın. Bu bomba patlarken tv için dizi filme
baÅŸlayacaksın ve bir numara olacaksın. Hadi akÅŸama…”

Bu piyasa böyleydi. Kadın cüzdandan, sevgili bir metres, gazete bol
sıfırlı reklam ücretinden, tv ücretsiz bir dizi kazanmaktan yararlanacak
ve herkes mutlu olacaktı. Alan razı, satan razı…Böyle dönerdi
iÅŸler…Ve bütün giderler de holdingin eÄŸitim hizmetlerine katkı fonundan
gösterilmek suretiyle vergiden düşecekti, gerçekte kayıp hazinenin olurdu,
kimin umurunda, iÅŸler tıkırında tekerlemesi döner dururdu…DiÅŸlinin
çarkları sımsıkı kenetlenmişti ve çark böyle dönüyordu, uyum sağlayamayan
giderdi, bu kadar basit…

Bir süre sonra ünlü bir gazetede ünlü bir aktristin romanı yayınlandı.
Ardından bu romana aynı emekli öğretmen bir şiir yazdı ve şiir de aynı
ünlü aktrist hanımın şiiri diye lanse edildi ve birisine siparişle
beste verildi ve beste ünlü bir şarkıcı tarafından kasete okundu, aynı
müzik filme uyarlandı. Böylece şöhreti tükenmek üzere olan biri yeniden
dirildi ve şuh kadın, şık kadın, romancı kadın, şair kadın, senarist kadın
ünvanlarına da sahip oldu. Bu ünlü kadın kim mi? Biraz düşünün belki
hafızanızın bir yerlerinde küçücük bir iz kalmıştır.

Emekli öğretmen mi ne oldu? Azmi beyin kadrolu senaristi oldu. Emekli
maaşının en az beş katını, bazan onbeş katını ayda kazandı. Ama hep
kendi eserlerinin arkasından bakakaldı. Hep o yazdı, ad başkalarının
oldu…

Arada rakısını yudumlarken iki damla yaş süzülüyordu yanaklarından ama
ne yapsındı, bu iÅŸler böyle dönüyordu…

Leave a comment!Add comment
Kas
7

Sehitler Olmez

admin | Dramatik Hikayeler

Olay 1974 yılında yapılan Kıbrıs Harekatı’nda yaÅŸanmış.
SavaÅŸ sırasında bir gün, bizim askerlerden birinin yanına bir baÅŸka Mehmetçik gelmiÅŸ. Biraz hoÅŸbeÅŸten sonra, ailesine ulaÅŸtırması için ona bir mektup vermiÅŸ. Bizimki, “KardeÅŸim savaÅŸtayız. Kimin ne olacağı belli deÄŸil ki. Belki sen gidersin de, ben kalırım” dese de diÄŸer asker, sürekli, “Hayır sen gideceksin, ben kalacağım,” diyormuÅŸ. Sonunda baÅŸa çıkamayınca razı olmuÅŸ. Mektubu götüreceÄŸine söz vermiÅŸ. Bir daha o askeri görmemiÅŸ. Bi süre sonra da olayı unutmuÅŸ.
SavaÅŸtan yıllar sonra, askerlikle ilgili eÅŸyalarını karıştırırken bir anda eline o mektup geçmiÅŸ. VerdiÄŸi sözü tutmamış olmanın rahatsızlığıyla hemen mektubun üzerindeki adrese doÄŸru yola çıkmış. Giderken de, “Döndüyse kendisini görürüm, ÅŸehit olduysa ailesine baÅŸsaÄŸlığı dileyip mektubu veririm” diye aklından geçiriyormuÅŸ.
Sonunda evi bulup kapıyı çalmış. Kapıyı açan yaÅŸlı teyzeye, Kıbrıs’ta birlikte savaÅŸtıkları oÄŸullarından bir mektup getirdiÄŸini, kendisiyle görüşmek istediÄŸini söylemiÅŸ. Kadın ÅŸaÅŸkınlık içinde adamı içeri buyur edip kocasının yanına götürmüş. YaÅŸlı adam olayı dinledikten sonra, “İyi de evladım, bizim Kıbrıs’ta savaÅŸan bir oÄŸlumuz yok ki” demiÅŸ. Ardından da diÄŸer odaya gitmiÅŸ ve elinde bi fotoÄŸrafla geri dönmüş. Resmi bizimkine göstererek, “Sana mektubu veren bu muydu?” diye sormuÅŸ. Bizim Kıbrıs gazisinin gözleri parlamış: “Evet, iÅŸte bu askerdi. Ama Kıbrıs’ta savaÅŸan oÄŸlunuz yok demiÅŸtiniz.” Anne çoktan gözyaÅŸlarına boÄŸulmuÅŸmuÅŸ bile. Baba ise başını sallayıp üzüntülü bi sesle, “Evet bu bizim oÄŸlumuz. Ancak Kıbrıs’ta deÄŸil, yıllar önce Kore’de ÅŸehit oldu” demiÅŸ

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Sayi

admin | Hikayeler

Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir kogusta rastladigi hastaya sordu:
- Burada kaç kisisiniz?
Karsisindaki, elini bos ver anlaminda salladiktan sonra:
- Asıl, dedi, siz dısarıda kaç kisisiniz?

Leave a comment!Add comment
Kas
7

Buyu Dukkani

admin | Hikaye

Geçmişi ile barışmak isteyenlere;
Hayata yeniden baÅŸlama arzusu içinde olanlara…

Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeÅŸil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar ordusu ile, baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından bir ırmağın geçtiÄŸi bu vadi “Büyülü Vadi” olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile, bu dükkanda yaÅŸananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı “Büyü Dükkanı” idi. Her yerde olduÄŸu gibi bu dükkanda da almak istediÄŸiniz ÅŸeyin bir bedeli vardı. Bu bedelin ne olacağı, dükkan sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. Ancak, Büyü Dükkanı’nda maddi bedellerin hiç bir hükmü yoktu. Bazı müşteriler bir ÅŸeye sahip olmak için denenebilecek tek bedelin para olabileceÄŸi düşüncesiyle, cepleri kabarık gelirlerdi. Oysa burada yapılan pazarlıklar, günlük yaÅŸamdakilerden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi ÅŸaşırtırdı.
Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı. Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı. Beklediği kişinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi. Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam. Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü. Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. Sonunda kapı çalındı.

“Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya… İstediÄŸim ÅŸeyi, bir tek sizin dükkanınızda bulabileceÄŸimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım.”
“İstediÄŸiniz ÅŸeyin ne olduÄŸunu öğrenebilir miyim?”

“Bakın, ben ellibeÅŸ yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu. Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaÅŸtım galiba. Bu gerçeÄŸe tahammülüm yok. Ben bugune kadarki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?”

“Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanımda her ÅŸey mevcut. Ancak tam olarak ne istediÄŸinizi anlayabilmem için, bana geri istediÄŸiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?

Dükkan sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar. Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi:

“GeçmiÅŸ yaÅŸamımda birçok hata yaptım. Bunlar için piÅŸmanlık duyuyorum… Yanlış kararlar verdim, kayıplara uÄŸradım. Zamanı hovardaca harcadım. Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. PaniÄŸe kapıldım ve bir çare aramaya baÅŸladım. Dostlarımla konuÅŸmayı denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışsalarda faydası olmadı. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkanı’ndan söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beÅŸ yılımı bana geri verin.”

“Yani, siz piÅŸmanlık duyduÄŸunuz hayatınızı yeniden yaÅŸamak mı istiyorsunuz?”

“Elbette hayır. Söylemek istediÄŸim bu deÄŸil. Ben yalnızca kaybettiÄŸim yıllarımı geri istiyorum. EÄŸer bir ÅŸansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım.”

“Herhalde bunu çok istiyorsunuz.”

“Evet, hem de her ÅŸeyimi verecek kadar.”

“Peki, benim size vereceÄŸim elli beÅŸ yılın karşılığında siz bana ne verebilirsiniz?”

“Ne isterseniz”

“Sanki bunun için her ÅŸeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz.”

“Hiç kuÅŸkunuz olmasın. Åžu anda sahip olduÄŸum her ÅŸeyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin.”

Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendini sallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkanına gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi. Bu nedenle, yaşlı adam, pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu. Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı:

“Beyefendi, her ne kadar siz elli beÅŸ yıl karşılığında bana her ÅŸeyinizi vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek ÅŸey isteyeceÄŸim.”

“Dileyin benden ne dilerseniz.”

“BelleÄŸinizi…”

“Anlamadım?”

“BelleÄŸinizi dedim… Elli beÅŸ yılın yaÅŸantısını içinde barındıran belleÄŸinizi istiyorum.”

“Ah evet anladım. İlginç bir bedel… Kabul ediyorum. Tamam alın belleÄŸimi.”

“Emin misiniz?”

“Neden olmayayım? Elli beÅŸ yıl kazanacağım.”

“BelleÄŸinizi, içindeki her ÅŸeyle birlikte bu dükkanda bırakıp gideceksiniz. Elli beÅŸ yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız. Buraya neden geldiÄŸinizi bile…”

“Daha iyi ya! Her ÅŸeye yeniden baÅŸlayacağım. Zaten geçmiÅŸi hatırlamak istemiyorum ki!”

“O halde, korkarım elli beÅŸ yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime, bir baÅŸkası size yardımcı olur.”

“Hayır, hayır… Emin olun ki, ÅŸu dakika belleÄŸimi size barıkıp elli beÅŸ yılımı geri alacağım ve dükkanınızı, bir daha dönmemek üzere terk edeceÄŸim. Ve yine söz veriyorum, ÅŸu ana kadar yaptığım hataların hiç birini tekrar etmeyeceÄŸim.”

“İsterseniz baÅŸka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleÄŸinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz.”

Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.

“Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir ÅŸey hatırlamayacak mıyım? Sizinle konuÅŸtuklarımızı bile, öyle mi? Yani hiçbir ÅŸey mi? Buraya neden geldiÄŸimi, sizin kim olduÄŸunuzu ve hatta…!”

“Ne yazık ki !”

Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, yaşlı satıcı için, sessizliğin içinden çıkacak sesli bir çoşkunun habercisi gibiydi. Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı.:

“Sanırım ne demek istediÄŸinizi ÅŸimdi anlıyorum. EÄŸer elli beÅŸ yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. BelleÄŸimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediÄŸi bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına… Çok ilginç bir insansınız. Bana, Büyü Dükkanı’ndan almak istediÄŸimden çok farklı bir ÅŸeyle çıkacağımı söylemiÅŸlerdi de inanmamıştım. Ben, bugune kadarki yaÅŸamımı almak için gelmiÅŸtim, ancak bugünden sonraki yaÅŸamımı alıp gidiyorum. Size teÅŸekkür ederim.”

Bir ÅŸey deÄŸil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın.”

YaÅŸlı adam, müşterisini gözden kaybolana dek gülümseyerek izlerken, aklından Santayana’nın bir sözü geçiyordu:

GeçmiÅŸi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaÅŸamak zorunda kalırlar.”

Düşünmek ama mantıklıca
Kızmak ama keyifle
Şakalaşmak ama kırmadan
Gülmek ama kahkahayla, dolu dolu
Paylaşmak ama büyük haz duyarak
Hissetmek ama ta içimizde
Anlayış ama hiç esirgemeden
Dostluk ama en güzeli
Sonra dönüp geriye bakmak ama onurla…

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Bebek Hikayesi

admin | Klasik Hikayeler

Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında
büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri,
kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla
bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar
gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve
cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde :
“Dokunma bana …” diye bir ses duydu.
“Beni okÅŸamaya hakkın yok senin…”
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı.
Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu.
Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü.
Aman Allahım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen
konuÅŸan oydu. “Bana yaklaÅŸmanı istemiyorum”
diye devam etti. “Hemen uzaklaÅŸ benden…”
Kadın, biraz olsun kendini toplayarak :
“Çocuklarımız hep erkek oluyor” dedi.
“Onlar da güzel ama kız çocukları baÅŸka.
Bu yüzden seni öpmek istedim.”
“Beni öpemezsin” diye aÄŸlamaya baÅŸladı bebek.
“Benim de seni öpemeyeceÄŸim gibi…”
“Neden ?” diye sordu kadın.”Neden öpemezsin ki ?”
Bebek, hıçkırıklara boğulurken :
“Bunun sebebini bilmen gerekir” dedi.
“Düşünürsen mutlaka bulacaksın…” Kadın, neler olup
bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi.
Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor
ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu.
Aile dostları olan tanınmış doktor,
odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini
vazodan çıkartıp kadına uzatırken :
“GeçmiÅŸ olsun hanımefendi” dedi.
“BaÅŸarılı bir kürtajdı doÄŸrusu.
Ha..! Sahi, “kız”mış aldırdığınız bebek.”

Leave a comment!Add comment
« Previous Entries --
hikayeler Hikaye yemeklerden hikayeler
Ucretsiz Hizmetler
yemeklerden yemek tarifi turk chat sohbet yemek tarifleri yemek tarifi