7
Buyu Dukkani
admin | HikayeGeçmişi ile barışmak isteyenlere;
Hayata yeniden baÅŸlama arzusu içinde olanlara…
Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeÅŸil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar ordusu ile, baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından bir ırmağın geçtiÄŸi bu vadi “Büyülü Vadi” olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile, bu dükkanda yaÅŸananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı “Büyü Dükkanı” idi. Her yerde olduÄŸu gibi bu dükkanda da almak istediÄŸiniz ÅŸeyin bir bedeli vardı. Bu bedelin ne olacağı, dükkan sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. Ancak, Büyü Dükkanı’nda maddi bedellerin hiç bir hükmü yoktu. Bazı müşteriler bir ÅŸeye sahip olmak için denenebilecek tek bedelin para olabileceÄŸi düşüncesiyle, cepleri kabarık gelirlerdi. Oysa burada yapılan pazarlıklar, günlük yaÅŸamdakilerden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi ÅŸaşırtırdı.
Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı. Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı. Beklediği kişinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi. Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam. Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü. Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. Sonunda kapı çalındı.
“Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya… İstediÄŸim ÅŸeyi, bir tek sizin dükkanınızda bulabileceÄŸimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım.”
“İstediÄŸiniz ÅŸeyin ne olduÄŸunu öğrenebilir miyim?”
“Bakın, ben ellibeÅŸ yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu. Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaÅŸtım galiba. Bu gerçeÄŸe tahammülüm yok. Ben bugune kadarki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?”
“Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanımda her ÅŸey mevcut. Ancak tam olarak ne istediÄŸinizi anlayabilmem için, bana geri istediÄŸiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?
Dükkan sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar. Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi:
“GeçmiÅŸ yaÅŸamımda birçok hata yaptım. Bunlar için piÅŸmanlık duyuyorum… Yanlış kararlar verdim, kayıplara uÄŸradım. Zamanı hovardaca harcadım. Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. PaniÄŸe kapıldım ve bir çare aramaya baÅŸladım. Dostlarımla konuÅŸmayı denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışsalarda faydası olmadı. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkanı’ndan söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beÅŸ yılımı bana geri verin.”
“Yani, siz piÅŸmanlık duyduÄŸunuz hayatınızı yeniden yaÅŸamak mı istiyorsunuz?”
“Elbette hayır. Söylemek istediÄŸim bu deÄŸil. Ben yalnızca kaybettiÄŸim yıllarımı geri istiyorum. EÄŸer bir ÅŸansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım.”
“Herhalde bunu çok istiyorsunuz.”
“Evet, hem de her ÅŸeyimi verecek kadar.”
“Peki, benim size vereceÄŸim elli beÅŸ yılın karşılığında siz bana ne verebilirsiniz?”
“Ne isterseniz”
“Sanki bunun için her ÅŸeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz.”
“Hiç kuÅŸkunuz olmasın. Åžu anda sahip olduÄŸum her ÅŸeyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin.”
Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendini sallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkanına gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi. Bu nedenle, yaşlı adam, pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu. Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı:
“Beyefendi, her ne kadar siz elli beÅŸ yıl karşılığında bana her ÅŸeyinizi vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek ÅŸey isteyeceÄŸim.”
“Dileyin benden ne dilerseniz.”
“BelleÄŸinizi…”
“Anlamadım?”
“BelleÄŸinizi dedim… Elli beÅŸ yılın yaÅŸantısını içinde barındıran belleÄŸinizi istiyorum.”
“Ah evet anladım. İlginç bir bedel… Kabul ediyorum. Tamam alın belleÄŸimi.”
“Emin misiniz?”
“Neden olmayayım? Elli beÅŸ yıl kazanacağım.”
“BelleÄŸinizi, içindeki her ÅŸeyle birlikte bu dükkanda bırakıp gideceksiniz. Elli beÅŸ yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız. Buraya neden geldiÄŸinizi bile…”
“Daha iyi ya! Her ÅŸeye yeniden baÅŸlayacağım. Zaten geçmiÅŸi hatırlamak istemiyorum ki!”
“O halde, korkarım elli beÅŸ yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime, bir baÅŸkası size yardımcı olur.”
“Hayır, hayır… Emin olun ki, ÅŸu dakika belleÄŸimi size barıkıp elli beÅŸ yılımı geri alacağım ve dükkanınızı, bir daha dönmemek üzere terk edeceÄŸim. Ve yine söz veriyorum, ÅŸu ana kadar yaptığım hataların hiç birini tekrar etmeyeceÄŸim.”
“İsterseniz baÅŸka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleÄŸinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz.”
Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.
“Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir ÅŸey hatırlamayacak mıyım? Sizinle konuÅŸtuklarımızı bile, öyle mi? Yani hiçbir ÅŸey mi? Buraya neden geldiÄŸimi, sizin kim olduÄŸunuzu ve hatta…!”
“Ne yazık ki !”
Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, yaşlı satıcı için, sessizliğin içinden çıkacak sesli bir çoşkunun habercisi gibiydi. Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı.:
“Sanırım ne demek istediÄŸinizi ÅŸimdi anlıyorum. EÄŸer elli beÅŸ yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. BelleÄŸimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediÄŸi bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına… Çok ilginç bir insansınız. Bana, Büyü Dükkanı’ndan almak istediÄŸimden çok farklı bir ÅŸeyle çıkacağımı söylemiÅŸlerdi de inanmamıştım. Ben, bugune kadarki yaÅŸamımı almak için gelmiÅŸtim, ancak bugünden sonraki yaÅŸamımı alıp gidiyorum. Size teÅŸekkür ederim.”
Bir ÅŸey deÄŸil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın.”
YaÅŸlı adam, müşterisini gözden kaybolana dek gülümseyerek izlerken, aklından Santayana’nın bir sözü geçiyordu:
GeçmiÅŸi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaÅŸamak zorunda kalırlar.”
Düşünmek ama mantıklıca
Kızmak ama keyifle
Şakalaşmak ama kırmadan
Gülmek ama kahkahayla, dolu dolu
Paylaşmak ama büyük haz duyarak
Hissetmek ama ta içimizde
Anlayış ama hiç esirgemeden
Dostluk ama en güzeli
Sonra dönüp geriye bakmak ama onurla…




Discussion
Add A Comment