<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC &#187; Dini Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://hikaye.yemeklerden.com/hikaye/dini-hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hikaye.yemeklerden.com</link>
	<description>Dini hikayeler, Gercek Hikayeler, hikaye ekleme, Erotik hikayeler, Odev, Saglik, Kim, Kimdir, nedir hepsi Burada</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Dec 2011 09:33:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Gordugunden ibret Almak</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/gordugunden-ibret-almak.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/gordugunden-ibret-almak.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 00:40:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/gordugunden-ibret-almak/</guid>
		<description><![CDATA[Birgün, Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, Ebüdderdâ hazretlerine bir kişi gelerek dedi ki: - Yâ Ebüdderdâ! Benim büyük bir hastalığım var. Bunun tedâvisinde bana yardımcı ol! Bu hastalıktan kurtulmam için hangi ilâçları kullanayım? - Hastalığın nedir? - Benim kalbimde dünyaya karşı aşırı sevgi var. Dünya, âdeta kalbimi işgâl etmiş. Kıldığım namazlarda nûr göremiyorum. İbâdetlerimden bir tat, lezzet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birgün, Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, Ebüdderdâ hazretlerine bir kişi gelerek dedi ki:<br />
- Yâ Ebüdderdâ! Benim büyük bir hastalığım var. Bunun tedâvisinde bana yardımcı ol! Bu hastalıktan kurtulmam için hangi ilâçları kullanayım?<br />
- Hastalığın nedir?<br />
- Benim kalbimde dünyaya karşı aşırı sevgi var. Dünya, âdeta kalbimi işgâl etmiş. Kıldığım namazlarda nûr göremiyorum. İbâdetlerimden bir tat, lezzet alamıyorum.<br />
- Ey kişi, senin hastalığın hastalıkların en büyüğüdür. Bunu, hemen tedâvi etmelisin! Yoksa, Allah korusun îmânını da kaybedebilirsin!&#8230;<br />
- Yâ Ebüdderdâ, ne olur beni bu hastalıktan kurtar! Ebüdderdâ hazretleri . bu kişiye şu nasihatı yaptı:<br />
- Sık sık hasta ziyâretlerine git! Cenâze namazlarında bulun! Kabirleri ziyâret et! Bu üç şeyi muntazam yaparsan bu hastalıktan kurtulursun! Sendeki dünya sevgisi yok olur. Kalbin nûrlanır, basîret gözün açılır.<br />
Bu kişi bildirilen üç şeye bir müddet devam etti fakat kendi . hâlinde herhangi bir değişiklik hissetmedi. Üzüntülü bir şekilde tekrar Ebüdderdâ hazretlerine gidip dedi ki:<br />
- Yâ Ebüdderdâ! tavsiyelerini aynen yerine getirdim. Fakat kendimde hiçbir değişiklik görmüyorum. Ne olur beni bu hastalıktan kurtar!<br />
- Ey kişi, bildirdiğim gibi, hastaları yokladın mı, cenâzelerde bulundun mu, kabir ziyâretleri yaptın mı?<br />
- Evet, devamlı üç şeyle meşgûl oldum. Bunun üzerine, Ebüdderdâ hazretleri şöyle buyurdu:<br />
- Öyle ise sen, cenâzeye bir hayvan ölüsüne gider gibi gitmişsin! Şimdi söyliyeceklerimi iyi dinle: Hasta ziyâretlerine gittiğin vakit, birgün senin de onun gibi zayıf, hâlsiz, yatağa uzanmış olacağını düşün! Bir yudum suyu bile eline alıp içemiyeceksin, başkalarının yardımı ile içebileceksin! Bütün bu gerçeklere rağmen hâlâ dünyaya bağlanmaktaki maksadın ne? Görüyorsun ki, dünya zenginliği, insanın bu hâle gelmesine mâni olamamaktadır. Bunları, hastanın yanında düşün ve nefsine şöyle de: &#8220;Şunun hâline bak, ibret al! Senin de sonun budur, o hâlde dünya muhabbetinden elini çek!&#8221;<br />
Cenâze namazına gittiğin zaman düşün ki bu kimseyi, bütün dünya nimetlerinden ayırmışlar. Tabutun içine koyup musalla taşının üzerine bırakmışlar. Yakınları, çok sevdiği ve bütün ömrünü onlar için harcadığı çocukları onu geriden seyrediyorlar. Mezarlığa vardığında, kabirde yatanların hâlini düşün! Birgün sen de onlar gibi olacaksın! Nâzik . bedenin çürüyüp böceklere yem olacaktır. Ebüdderdâ hazretleri sözünü şöyle tamamladı:<br />
- Ey kişi işte üç şeyi yaparken bunları düşünüp, kendini bunların yerine koyarsan, kısa zamanda bu tehlikeli hastalıktan kurtulursun! O kişi, bu nasîhatlara aynen uydu. Kısa zamanda bu hastalıktan kurtuldu. Dünyadan tiksinmeye başladı. Kalbi nûrlandı. Basîret gözleri açıldı. Hakkı bâtıldan ayırdı. Bundan sonra bütün ömrünü, âhıreti düşünerek, ona hazırlanmakla geçirdi. Ebüdderdâ hazretlerini gördüğünde:<br />
- Allah senden râzı olsun! Kalb gözümün açılmasına, gerçekleri görmeme vesîle oldun, dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/gordugunden-ibret-almak.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Titreten Dua</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/titreten-dua.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/titreten-dua.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 23:55:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/titreten-dua/</guid>
		<description><![CDATA[Asrı Saadette ticaretle uğraşan bir tacir mümin vardı. Bu tacir ticaretinde helal haramı gözetir. Allah ve Resulü için bu ticareti yapar, herkesin hakkına riayet ederdi. Ticaretini Şam ile Medine arasında gerçekleştirir çoğunlukla da ticaret kervanları ile hareket etmez, tek başına yolculuk yapmayı severdi. Bir alacağını almış, satacağını da satmış ve Şamdan Medine ye doğru hareket [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Asrı Saadette ticaretle uğraşan bir tacir mümin vardı. Bu tacir ticaretinde helal haramı gözetir. Allah ve Resulü için bu ticareti yapar, herkesin hakkına riayet ederdi. Ticaretini Şam ile Medine arasında gerçekleştirir çoğunlukla da ticaret kervanları ile hareket etmez, tek başına yolculuk yapmayı severdi.</p>
<p>Bir alacağını almış, satacağını da satmış ve Şamdan Medine ye doğru hareket etmişti. Epeyce yol almıştı ki, baştan aşağı silahlı bir eşkıya ile karşılaştı. Eşkıya bu mümin taciri tehdit etti;<br />
`Mallarını şuraya indir, develerini de şu ağaca bağla.`<br />
Mümin tacir:<br />
`Mallarım senin olsun, beni bırak gideyim.<br />
Eşkıya;<br />
`Bugüne kadar soyup da öldürmediğim kimse yok Senin hem mallarını alacağım, hem de canını.`<br />
`Madem beni öldürmeye kararlısın, senden son bir talebim var`<br />
`Söyle talebini`<br />
`Ben Müslümanım abdest alıp, iki rekât namaz kılayım ondan sonra beni öldür.`<br />
Eşkıya izin verir. Tacir önce abdestini alır, sonra da İki rekât namaz kılar ve ellerini Rabbine açar:<br />
Ya Vedud! Ya Vedud! Ya Zel-arşil-mecîd! Ya Mübdi, Ya Muid! Ya Feaalün lima yürid! Eselüke bi-nuri vechikel-lezi melee erkane arşike ve eselüke bi-kudretikel-leti kadderte biha halkake ve bi rahmetike-lleti vesiat külle şeyin. La ilahe illa ente. Ya Muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni!<br />
Mümin tacirin duası bitmişti ki, çok garip bir hadise meydana gelir. Birden beyaz bir at üstünde yeşil elbiseli, elinde de harbe olan bir süvari peyda oldu. Eşkıya şaşırmış, ne yapacağını bilemez bir durumda idi. Eşkıya, taciri . ve malları unuttu, ortaya çıkan bu süvariye saldırdı. Süvari bir darbe ile eşkıyayı yere düşürdü.<br />
Süvari tacire dönerek: `Öldür bu eşkıyayı` dedi.<br />
`Ben hayatımda kimseyi öldürmedim, insan öldürmeyi hoş görmem. Beni bağışla.`dedi.<br />
Sonra süvari eşkıyayı bir darbe ile öldürdü.<br />
Tacir sordu: `Sen kimsin?`<br />
`Ben üçüncü kat gökte duran bir meleğim. Bu adamı öldürmeyi Allah Teala bana nasip etti. Sen namazından sonra ellerini kaldırıp duaya başladığında, gök kapılarının çalındığını duyduk, öyle şiddetle çalınıyordu ki. Mühim bir hadisenin olduğunu anladık. İkinci defa dua ettiğinde gök kapıları açıldı. Üçüncü defa dua ettiğinde, Allah Teala, Cebrail Aleyhisselamı görevlendirdi.<br />
Cebrail Aleyhisselam şöyle dedi:<br />
Dua eden falan mümini kim kurtaracak` Ben talep ettim de görevlendirdiler. Ey Allah Teala ın mümin kulu! İyi bil ki! Senin yaptığın bu duayı kim . yaparsa Allah Teala onun sıkıntısını giderir, ona yardım eder.`<br />
Bu hadiseden sonra mümin tacir yola koyulur ve Medineye varır. Soluğu Kâinatın Efendisi Sallallahu aleyhi ve sellemin huzurunda alır ve başından geçen hadiseyi anlatır. Taciri dinleyen Kâinatın Efendisi Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:<br />
`Muhakkak ki, Allah Teala sana esma-i hüsnayı telkin etmiş. O isimlerle Allah Tealaya dua edilirse, istenen verilir.`</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/titreten-dua.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babaya Saygi</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/babaya-saygi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/babaya-saygi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 23:50:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/babaya-saygi/</guid>
		<description><![CDATA[Vanda, Vali Tahir Paşanın konağında kaldığı günlerdi. Bir gün basit kıyafetli bir köylünün kapıda kendisini beklediğini söylediler. Kapıya koştu. Gelen babasıydı. Bir merkeple Nurs an kalkmış, Vana oğlunu görmeye gelmişti. Bediüzzaman sevinç içinde babasının ellerine sarıldı, öptü. Halini hatırını sordu. Annesi ve kardeşleri hakkında bilgi aldı. Mirza Efendi, kapıda oğlunu, - &#8220;Oğlum, burada benim, senin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vanda, Vali Tahir Paşanın konağında kaldığı günlerdi.</p>
<p>Bir gün basit kıyafetli bir köylünün kapıda kendisini beklediğini söylediler. Kapıya koştu.</p>
<p>Gelen babasıydı. Bir merkeple Nurs an kalkmış, Vana oğlunu görmeye gelmişti.</p>
<p>Bediüzzaman sevinç içinde babasının ellerine sarıldı, öptü. Halini hatırını sordu. Annesi ve kardeşleri hakkında bilgi aldı.</p>
<p>Mirza Efendi, kapıda oğlunu,</p>
<p>- &#8220;Oğlum, burada benim, senin baban olduğumu sakın kimseye söyleme&#8221; diye uyardı.</p>
<p>Bediüzzaman babasının önüne geçip ona yol gösterdi ve içeri aldı.</p>
<p>Salona girdiler.</p>
<p>Vali ve şehrin diğer ileri gelenleri de oradaydı. Sofi Mirza Efendi, utanarak kapının eşiğine yakın bir yere oturdu.</p>
<p>Bediüzzaman, uyarısına rağmen babasını topluluğa iftiharla tanıttı:</p>
<p>- &#8220;İşte bu zat benim babam Sofi Mirza Efendidir.&#8221;</p>
<p>Ve babasını kapı ağzından alarak baş köşeye, Vali Tahir Paşanın yanındaki sedire oturttu.</p>
<p>Onun layık olduğu yer orasıydı.</p>
<p>Baba, herkesin önünde ve başında olmalıydı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/babaya-saygi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Muhammedin Selami</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/hz-muhammedin-selami.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/hz-muhammedin-selami.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 23:48:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/hz-muhammedin-selami/</guid>
		<description><![CDATA[Sultan III Osmanın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa başarılı ve yetenekli bir devlet adamı, oldukça dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan III Osmanın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa başarılı ve yetenekli bir devlet adamı, oldukça dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı.</p>
<p>Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O dan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona :</p>
<p>- &#8220;Git Allahın makbul kulu Ali Paşaya benden selam söyle sana 100 altın versin&#8221; dedi.</p>
<p>Adam ; &#8211; &#8220;Ya Rasûlallah ben Ali Paşaya selamınızı iletir, bana 100 altın vermesini emrettiğinizi söylerim ama bana inanmaz&#8221; dedi.</p>
<p>Hz Peygamber (sas) şöyle buyurdu :</p>
<p>- &#8220;Sana inanması için ben sana belge vereceğim. Ali Paşa bana her akşam yüz salavatı şerife okurdu, ama geçen perşembe akşamı okumadı. Bunu ona söylersen sana . inanır.&#8221;</p>
<p>Sabah olunca adam hemen Ali Paşaya koştu. Rüyasını anlattı. Ali Paşa ;</p>
<p>- &#8220;Peygamberimiz bana niye söylemiyor da sana söylüyor?&#8221; diye inanmak istemedi.</p>
<p>Adam Hz Peygamberin verdiği belgeyi öne sürdü :</p>
<p>- &#8220;Efendim ben bana inanmayacağınızı Hz Peygambere söyledim. O da bana bir belge verdi. Siz her gece Efendimize yüz salavatı şerife okuyormuşsunuz, ama geçtiğimiz perşembe akşamı okumamışsınız.&#8221;</p>
<p>Ali Paşa düşünmüş o gece hakikaten okumadığını farketmiş. Bunun üzerine adama şöyle der :</p>
<p>- &#8220;Peki Hz Peygamber sana ne söyledi ise aynen tekrarla.&#8221;</p>
<p>Adam tekrarladı : &#8211; &#8220;Ali Paşaya benim selamımı söyle sana 100 altın versin.&#8221;</p>
<p>Ali Paşa &#8220;Bir daha söyle&#8230;&#8221; diye tam yedi defa tekrarlattı.</p>
<p>Adam, Ali Paşayı kendisiyle alay ediyor sandı ve paradan da ümidini kesmişti ki, Ali Paşa ;</p>
<p>- &#8220;Sana Peygamberin her selamı için 100 altın vereceğim. Yedi defa tekrarlattım 700 altın eder&#8221; der ve gerçekten 700 altını verir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/hz-muhammedin-selami.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kiyamet Nedir</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/kiyamet-nedir.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/kiyamet-nedir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 23:41:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[kiyamet]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/kiyamet-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Kıyamet sözlükte geçen anlamıyla yalnız kalkmak, dirilmek anlamında değildir. Bu tabir canlı ve cansız bütün yaratıklara şamil umumi bir imha ve yeniden dirilme gibi iki safhalı bir olay bildirmektedir. Yani bütün canlıların helak oldukları güne Kıyamet dendiği gibi, bütün ölülerin tekrar diriltikleri günede Kıyamet denir. Kıyâmet, Allah inancından sonra İslâmın ikinci temel inancı olan Âhiret [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kıyamet sözlükte geçen anlamıyla yalnız kalkmak, dirilmek anlamında değildir. Bu tabir canlı ve cansız bütün yaratıklara şamil umumi bir imha ve yeniden dirilme gibi iki safhalı bir olay bildirmektedir. Yani bütün canlıların helak oldukları güne Kıyamet dendiği gibi, bütün ölülerin tekrar diriltikleri günede Kıyamet denir.</p>
<p>Kıyâmet, Allah inancından sonra İslâmın ikinci temel inancı olan Âhiret hayatının ilk aşamasını oluşturur. Genel bir yok oluş ve yeniden dirilişle birlikte gelişecek Haşr, Hesap, Mizan, Cennet ve Cehennem gibi olaylar hep Kıyâmet gününün gündem içindedir. Bu nedenle Âhiret inancı, Kıyâmet ve onunla birlikte gelecek olaylara inançtan başka birşey değildir.</p>
<p>Kıyamet, Kuran-ı Kerimde hangi isimlerle anılıyor?</p>
<p>Kıyamet, kelimesi Kuran-ı Kerimde 70 kez geçer. Bu olay Kuranda çok çeşitli isimlerle anılır. Bunların başlıcaları:</p>
<p>Yevmül-Kıyâme (Kalkış, Diriliş Günü), el-Saa (Saat), Yevmül-Âhir (Son Gün), el-Âhire (Gelecek Hayat), Yevmüd-Din (Ceza Günü), Yevmül-Hesap (Hesap Günü), Yevmül-Fası (Karar Günü),Yevmül-Cem (Toplanma Günü), Yevmül-Hulud (Sonsuzluk, Sonsuzlaşma Günü), Yevmül-Bas (Diriliş Günü), Yevmül-Haşre (Pişmanlık Günü), Yevmü -Teğabün (Kusurların Ortaya Çıktığı Gün), el-Karia (Şaşırtan Felâket), en-Naşiye (İnsanı Dehşete Düşüren Felâket), et-Tamme (Herşeyi Kuşatan Felâket), el-Hakka . (Büyük Hakikat) ve el-Vakıa (Büyük Olay)dır.</p>
<p>Kuran-ı Kerimde Kıyamet Olayı</p>
<p>Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! (Hacc,1)<br />
&#8230; Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur. Ve Allah . kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır. (Hac,7)<br />
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, kadar hep şüphe içindedirler. (Hac,55)<br />
&#8230; O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et. (Hicr,85)<br />
&#8230;Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. (Nahl, 77)<br />
Onlar üstelik kıyameti de yalan saydılar. Biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık. (Furkan,11)<br />
Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır. (Kamer, 46)<br />
.</p>
<p>Kıyamet Ne Zaman Kopacak?</p>
<p>Kuran, Kıyâmet olayının kesinliğini, yakınlığını bildirdiği, hatta oluş biçimine ilişkin tasvirler verdiği halde zamanı konusunda bir açıklama yapmaz. Kıyâmet doğrudan doğruya Allahın dilemesine bağlı bir olaydır ve O dan başka hiç kimsenin bu konuda bir bilgisi yoktur. Kuran,</p>
<p>&#8220;Kıyâmet saatinin bilgisi şüphesiz Allah katındadır&#8221; (Lokman, 34)..<br />
gibi âyetlerle Kıyâmetin zamanının hiç kimse tarafından bilinemeyeceğini belirttikten sonra, bu konuda sorulan soruları şöyle cevaplar:<br />
&#8220;De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini kendisinden . başkası açıklayamaz&#8221; (A af, 187)<br />
&#8220;Kıyâmetin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Senin neyine gerek onun zamanını bildirmek. Onun nihayeti ancak Rabbine aittir&#8221; (Nâziât, 42-44). Cibril Hadisi olarak ünlü hadiste, Hz. Peygamber (s.a.s) Hz. Cebrâilin bu konudaki sorusunu &#8220;Soruları sorandan daha bilgili değildir.&#8221; diye cevaplayarak kendisinin de kıyâmetin zamanına ilişkin bir bilgiye sahip olmadığını açıklamıştır (Buhârî, İmân, 37).</p>
<p>Kıyametin Oluş Biçimi</p>
<p>Kuran kıyâmetin oluş biçimine ilişkin ayrıntılı ve dehşet verici tablolar çizer.</p>
<p>&#8220;Sura üflenince, Allahın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür.&#8221; (Zümer, 6Cool<br />
&#8220;Kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir&#8230;&#8221; (Hac,1-2)<br />
&#8220;O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur. Dağlar da atılmış yüne döner. Dost, dostu sormaz.&#8221; (Meâric,8-10)<br />
&#8220;Gökyüzü yarıldığı zaman,Yıldızlar döküldüğü zaman,Denizler birbirine katıldığı zaman,Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,&#8221; (İnfitâr, 1-5)<br />
&#8220;Güneş katlanıp dürüldüğünde, Yıldızlar döküldüğünde, Dağlar yürütüldüğünde,Gebe develer salıverildiğinde,Vahşî hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde,Denizler kaynatıldığında, Ruhlar birleştirildiğinde, Diri . diri toprağa gömülen kıza, sorulduğunda, &#8220;Hangi günah sebebiyle öldürüldü?diye.Defterler açıldığında,Gökyüzü sıyrılıp alındığında, Cehennem tutuşturulduğunda ve cennet yaklaştırıldığında,&#8221; (Tekvir, 1-13).<br />
Küçük Kıyamet</p>
<p>Kuran ve Sünnet en kesin bir delile dayanmamakla birlikte müslümanlar arasında ölüme küçük Kıyâmet (kıyâmet-i suğra) denilmesi gelenekleşmiştir. Bazı bilginlere göre bu tanımlama, ölümün âhiret hayatına bir geçiş olmasına dayanılarak yapılmıştır. Kimi bilginler ise bu tanımlamanın Kurana dayandığını öne sürmektedir. Bu bilginlere göre:</p>
<p>&#8220;Allaha kavuş(up huzura çık)mayı yalan sayanlar, gerçekten ziyana uğradı(lar). Nihayet kendilerine ansızın Saat gelince, onlar (günah) yüklerini sırtlarına yüklenerek (gelirler ve): &#8220;Orada (hayatta iken), işlediğimiz büyük kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize! &#8221; derler&#8230;&#8221; (Enam, 31) ayetinde &#8220;Kıyâmet&#8221; anlamındaki &#8220;Saat&#8221; aynı zamanda ölümü de dile getirmektedir. Bu geleneğe göre gerçek kıyâmet, Kıyâmet-i Kübra (Büyük Kıyâmet) olarak anılır.</p>
<p>Küçük kıyâmet (ölüm) ile başlayan ve büyük kıyâmete kadar süren dönem . Kabir Hayatı ya da Berzah olarak adlandırılır. Kabir Hayatı içinde Münker ve Nekir adlı meleklerin sorgusu ve ölünün mümin ya da kâfir oluşuna göre mutluluk ya da azab vardır. Kabir Hayatı a ilişkin bir hadisinde Hz. Peygamber (s.a.s) kabri ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da Cehennem çukurlarından bir çukur olarak nitelemiştir (Tirmizî, Kıyâmet, 26). Bir başka hadiste de Münker ve Nekirin sorgusundan sonra ölünün nimetlendirildiği yadaazaba uğratıldığı anlatılır. Buna göre Müminin mezarı yetmiş arşın genişletilir, aydınlatılır ve ona &#8220;Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi Mahşer gününe kadar uyumana devam et&#8221; denilir. Münafık kişinin mezarına da &#8220;Bu adamı alabildiğine sıkıştır&#8221; emri verilir. Yer, cendere gibi adamı, kemikleri hurdahaş oluncaya kadar sıkıştırır ve ölü yeniden dirilene kadar böyle işkence görür (Tirmizi, Cenaiz; 70).</p>
<p>KIYÂMET ALAMETLERİ</p>
<p>Küçük Alâmetler</p>
<p>Kıyamet gününün yaklaşmakta olduğunu haber veren belirtiler.</p>
<p>- İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları</p>
<p>- İnsanların ölümü temenni etmeleri</p>
<p>- Câriyenin efendisini doğurması<br />
.<br />
- Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın çıkması</p>
<p>- İkisi de hak iddiasında bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması</p>
<p>- İslâmî ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması</p>
<p>- Depremlerin çoğalması</p>
<p>- Cinâyetlerin çoğalması, fitnelerin zuhur etmesi</p>
<p>- Yahudilerle Müslümanların savaşmaları, Müslümanların Yahudileri öldürmesi</p>
<p>- Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması</p>
<p>- Namaz büyük bir yük ve külfet sayılacak</p>
<p>- Kadınların saltanat devri başlayacak</p>
<p>Büyük Alâmetler</p>
<p>Kıyametin kopacağına dair son belirtilerdir.</p>
<p>- Deccalin ortaya çıkışı</p>
<p>- Duhanın çıkışı: Duman anlamına gelir. Kıyamet kopmadan önce bütün dünyayı saracak.</p>
<p>&#8221; O halde, semanın apaşikar bir duman getireceği günü gözetle&#8221; (Duhan Suresi : 10)<br />
- Dabbetül-arzın çıkışı</p>
<p>- Güneşin Batıdan doğması</p>
<p>- Hazreti İsa (a.s)ın inmesi</p>
<p>- Yecûc ve Mecûcün çıkışı</p>
<p>- Çöküntü</p>
<p>- Ateş: Yemenden çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi.</p>
<p>- Mehdî in çıkması</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
KAYNAKLAR:<br />
1- Kiyamet, Şamil İslam Ansiklopedisi, Ahmet ÖZALP<br />
2- Kiyamet Alametleri, Şamil İslam Ansiklopedisi, Ahmet ÖZGEN<br />
3- Kuranı Kerim ve Meali</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/kiyamet-nedir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Melekler Yikadi</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/melekler-yikadi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/melekler-yikadi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 11:49:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/melekler-yikadi/</guid>
		<description><![CDATA[Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretlerinin henüz yeni evlendiği günün gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz, eshâbını toplayarak islâma saldırmak ve yok etmek için bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan Mekkeli müşriklere karşı harp yapılması kararını vermişlerdi. Harbe katılacak sahâbiler tek tek evinden çağırıldı. Harp haberini duyuran haberci, Hanzala&#8217;nın evine uğradı. Bu karar ve resûlullah Efendimizin emri ona da ulaştı. Emri duyan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretlerinin henüz yeni evlendiği günün gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz, eshâbını toplayarak islâma saldırmak ve yok etmek için bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan Mekkeli müşriklere karşı harp yapılması kararını vermişlerdi. Harbe katılacak sahâbiler tek tek evinden çağırıldı. Harp haberini duyuran haberci, Hanzala&#8217;nın evine uğradı. Bu karar ve resûlullah Efendimizin emri ona da ulaştı. Emri duyan Hanzala, boy abdesti alma fırsatını bulmadan Uhud&#8217;a gitmek üzere hemen sahâbenin arkasından koşmaya başladı ve eshâbının arasına katıldı.<br />
Harp sona erince Müslümanlar Medine&#8217;ye dönmeye başladılar. Harbe iştirak edenlerin yakınları acaba bizden geriye dönen olacak mı heyecanı içerisinde yollara sıralanmışlardı. Bunların arasında henüz bir günlük evli olup, gece yarısı sevgili peygamberimizin emrine uyarak harbe giden ve şehitlik şerbeti içen hazreti Hanzala&#8217;nın dul hanımı da vardı.Herkes büyük bir heyecanla harpten dönenlere yakınlarını soruyor, fakat hiç kimse kimseye cevap vermiyordu. Ancak sorulan soruları sevgili peygamberimiz&#8221;aleyhisselâm&#8221; cevaplıyordu. En son olarak soru sorma sırası, şehit olan Hanzala&#8217;nın hanımına gelmişti. Resûlullah Efendimize yaklaşarak:<br />
-Ey! Allahın Resûlu! Hanzala nerede, demesi üzerine sevgili peygamberimiz cevabında:<br />
-&#8221;Hanzala şehit oldu&#8221;, buyurdu.<br />
Bunun üzerine Hanzala&#8217;nın hanımı:<br />
-Yâ Resûlullah, şu anda söyleceğim bir aile sırrıdır. Sizler de biliyorsunuz ki, kocamla daha henüz ilk evlendiğimiz geceydi. Kocam Hanzala, sizin mübârek emrinize uyarak boy abdestini alamadan harbe katıldı. Bildiğiniz gibi şehit oldu. Bu sebeple, emir veriniz de kocamı bulsunlar ve yıkasınlar, dedi. Bunun üzerine sevgili peygamberimiz yarı hüzünlü bir şekilde (sen Hanzala için hiç merak etme! Ben Hanzala&#8217;yı rahmet suları ile melekler tarafından yıkanırken gördüm) buyurdu.Bunun üzerine bütün sahâbiler Uhud yolunu tuttu ve herkes Hanzala&#8217;yı aramaya başladı. Daha sonra sahâbiler Hanzala&#8217;nın henüz vücûdu kurumamış ve ıslak bir şekilde buldular. Sevgili peygamberimizin müjdesini bizzat gözleriyle gördüler. Bunun için O&#8217;na &#8221;Gasilül- melâike&#8221; yani (Meleklerin gusül ettirdiği Hanzala&#8221; denir. Bu evlilikten Eshâbın büyüklerinden hazret-i Abdullah dünyaya geldi.</p>
<p>Kaynak: Huzura Doğru</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/melekler-yikadi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karanin Bittigi Yer</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/karanin-bittigi-yer.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/karanin-bittigi-yer.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 11:48:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kara]]></category>
		<category><![CDATA[karanin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/karanin-bittigi-yer/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Muaviye r.a. zamanında İfrîkıyye (Kuzey Afrika) valiliği yapmış olan ve Tunus&#8217;ta Kayrevan şehrini inşa eden meşhur mücahid Ukbe b. Nafi, Yezid&#8217;in halifeliğinin ilk yıllarında ikinci defa Kuzey Afrika valiliğine tayin edilmişti (62/682). Ukbe, Kayrevan&#8217;a varır varmaz ordusunu toparlayıp müslümanlarla sürekli savaş halinde olan Bizanslılarla şiddetli çarpışmalara girişti. Cihad harekâtını kesintisiz sürdüren Ukbe b. Nafi&#8217;, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Muaviye r.a. zamanında İfrîkıyye (Kuzey Afrika) valiliği yapmış olan ve Tunus&#8217;ta Kayrevan şehrini inşa eden meşhur mücahid Ukbe b. Nafi, Yezid&#8217;in halifeliğinin ilk yıllarında ikinci defa Kuzey Afrika valiliğine tayin edilmişti (62/682). Ukbe, Kayrevan&#8217;a varır varmaz ordusunu toparlayıp müslümanlarla sürekli savaş halinde olan Bizanslılarla şiddetli çarpışmalara girişti. Cihad harekâtını kesintisiz sürdüren Ukbe b. Nafi&#8217;, batıya doğru ilerleyerek Tanca civarında Atlas Okyanusu&#8217;na dayandı. İşte o zaman şu tarihi sözünü söyledi:</p>
<p>- Ya Rabbi! Eğer önüme çıkan şu deniz olmasaydı, senin yolunda cihad ederek daha ileri giderdim!</p>
<p>Ukbe b. Nafi, karanın bittiği yerden geri döndü. Bizanslılar ve yardımcıları olan Berberîler, ondan korkarak yolundan kaçtılar. Dönüş sırasında &#8216;Maü&#8217;l-Feres&#8217; diye anılan yerde konaklama yapıldı. Meğer bu bölge susuz bir yermiş. Herkes susuzluktan neredeyse ölecek duruma gelmiş. Ukbe b. Nafi iki rekat namaz kıldı, suya kavuşmak için Allah&#8217;a dua etti.</p>
<p>O sırada Ukbe&#8217;nin atı ön ayaklarıyla yeri eşelemeye başladı. Ortaya çıkan bir kaya parçasının yanında sular fışkırıverdi. Ukbe herkesi suya çağırdı. Durumu görenler çevredeki kumluklarda eşmeler kazıp birçok su kaynağı buldu. Kana kana su içtiler. Buraya &#8216;atın suyu&#8217; anlamında &#8216;Maü&#8217;l-Feres&#8217; denildi.</p>
<p>Ukbe, bu dönüş yolunda Tunus&#8217;un merkezi Kayrevan&#8217;a yaklaşmış, sekiz günlük bir mesafe kalmıştı. Ortada kendisine karşı koyacak bir düşman gücü kalmadığını zannederek, ordusunun büyük kısmını serbest bırakıp ileri taraflara gönderdi. Kendisi de az bir askerle Tehuze şehrine gitti. Bizanslılar da yanındaki askerlerin azlığını görünce, ona karşı savaşa başladılar.</p>
<p>Berberîler içinde müslüman olmuş, çevresinde sözü dinlenen ve çok saygı gösterilen Küseyle isminde bir adam vardı. Ukbe Vali olarak gelince o adamın muhtemelen aşırı hırslı olduğunu düşünerek, yapılan uyarıları dinlemeden onu koyun kesip yüzmeye mecbur bırakmıştı. Maksadı, adamın halk nazarındaki itibarını düşürmekti. O zaman eline bulaşan kanı sakalına süren Küseyle, ilk fırsatta isyan etmeye karar vermişti. Bu adam nihayet sayıca hayli çok olan adamlarını toparlayıp Bizanslıların da desteğiyle ayaklandı. Kahraman Ukbe ve arkadaşları şehit edildi. Ukbe&#8217;nin son arzusu da şehit olmaktı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/karanin-bittigi-yer.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yesil Elbise</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/yesil-elbise.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/yesil-elbise.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 11:45:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Dini hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Dinihikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Elbise]]></category>
		<category><![CDATA[yesil elbise]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/yesil-elbise/</guid>
		<description><![CDATA[Yolda karşılastığımızda ezan okunuyordu. -”Gel seni camiye götureyim” dedim. “Bugün cuma biliyorsun.” -”Sende benim camiye gitmedigimi biliyorsun.”dedi. -”Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum.” -”Ne bileyim,olmuyor işte. Hem pantolonumun ütüsü bozulup,dizleri cıkar diye endişe ediyorum.”dedi. Gayri ihtiyari gülmeye başladım. -”Herhalde şaka yapıyorsun. Bunun icin cami terk edilir mi? -”Ciddi söylüyorum. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yolda karşılastığımızda ezan okunuyordu.<br />
-”Gel seni camiye götureyim” dedim. “Bugün cuma biliyorsun.”<br />
-”Sende benim camiye gitmedigimi biliyorsun.”dedi.<br />
-”Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum.”<br />
-”Ne bileyim,olmuyor işte. Hem pantolonumun ütüsü bozulup,dizleri cıkar diye endişe ediyorum.”dedi.<br />
<a id="more-245"></a><br />
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.<br />
-”Herhalde şaka yapıyorsun. Bunun icin cami terk edilir mi?<br />
-”Ciddi söylüyorum. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.”dedi.<br />
Gerçekten de öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri; mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.<br />
-”Peki” dedim. “Hayatında hiç camiye gitmedin mi?”<br />
-”Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim. Hem o yaşlarda dizlerimin aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.”<br />
Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmisti. Daha sonra tokalaşıp ayrıldık. Onunla konuşmamızdan iki ay sonra; kendisinin camide olduğunu söylediler.Hemen gittim. Bahcedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve yine yeşiller vardı üzerinde . Yavasca yanına yaklaştım ve Kısık bir sesle:<br />
“Hani camiye gelmiyecektin ?” dedim<br />
Hiç sesini çıkartmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/yesil-elbise.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

