• Hikayeler Ana Sayfasi
  • mIRC
  • Turkce mIRC
Subscribe to Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC
  • Yemek Sohbeti

    Sesli Chat Sohbet Muhabbet

    Yazili Muhabbet Mirc Chat Sohbet


    MircYukle Mircindir Mirc mRc
  • Kategoriler

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Yazilar
  • Rastgele hikaye

    • iste hayat hikayem
    • Genclikte Dinledigimiz Makaleler
    • Sayi
    • MuÄŸla SesliChat seslisohbet
    • Dogum Gunu Mesajlari
    • RapidSMTP Free Edition Programi
    • Ask Hikayesi
    • Unlu Olmanin Yolu
    • Ajda Pekkan
    • Kamil Sonmez
  • BaÄŸlantılar

    • AnaSayfa
    • Gazeteler
    • hikayede
    • hikayelerden
    • Makale Ekle
    • mirc
    • mirc
    • mirc yukle
    • nedirkimdir
    • Sevgi
    • Sicakoda
    • sozler
    • turk Chat
    • Turk Chat
    • Video
    • yemek tarifi
  • ArÅŸivler

    • Eylül 2010
    • AÄŸustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Åžubat 2010
    • Ocak 2010
    • AÄŸustos 2009
    • Åžubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Mayıs 2008
    • Mart 2008
    • Kasım 2007
  • Hikaye yemeklerden

  • Hikaye Son

    • Seytan
    • Atami Deveyemi
    • Basligi Olmayan Bir Hikaye
    • Yeni Yil Mesajlari
    • Herkez bilsin o Haric
    • Kim Kor
    • Cem Yilmaz 2002
    • Sayi
    • Anne gozu Hikayesi
    • Sevgi Sozleri
    • Peri Kızıyla Çoban
    • Sohbaharim Sohbet
    • Melekler Yikadi
    • Benim Hayatim
    • Birecik Kaymakamlığı
  • Hikayeler

    anti-virus antivirüs Bartin Chat Bartin mirc Bartin Sohbet Bartin çet biyografi camfrog camfrog sohbet chat chet Hayati Kameralı sohbet Kimdir Makaleler mIRC mircdownload mirc download mircindir mirc indir mirclove mirc sohbet mircyukle mirc yukle Mrc muhabbet Nedir Sarki Sarki Sozu sesli chat Seviyo Seviyo Chat Seviyo mirc Seviyo Sohbet Sohbet Sohbet Odaları sohpet turkcet turkchat virüs arama virüs kaldırma virüs koruma virüs silme virüs temizleme çet
  • Sayfalar

    • mIRC
    • Turkce mIRC
  • Hikaye Menu

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Yazilar
  • Meta

    • RSS
    • Yorumlar RSS
    • Wordpress Themes

Archive for the ‘Gercek Hikayeler’ Category

Kas
25

Kral ve Esleri

admin | Gercek Hikayeler

Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kralın dörtte eÅŸi varmış.Kral en cok dörtüncü eÅŸini severmiÅŸ, bir dedigini iki etmez , her ÅŸeyin en güzelini en iyisini ona verirmiÅŸ. Kral üçüncü eÅŸinide çok severmiÅŸ bu güzelliÄŸin bir gün kendisini terk edebileceÄŸinden korktugu için onu kıskanır üzerine titrermiÅŸ. ikinci eÅŸini de çok severmiÅŸ. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eÅŸi kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiÅŸ.Kraliçe olan birinci eÅŸiymiÅŸ kralın onu karşılık beklemeden en çok seven,saÄŸlığına ve hükümdarlığına en çok katkıyı saÄŸlayan bu eÅŸi olmasına raÄŸmen kral birinci eÅŸini sevmez ve onunla hiç ilgilenmezmiÅŸ. Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceÄŸini anladığı ve öldükten sonra yapa yalnız kalmaktan korktuÄŸu için eÅŸlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisiyle paylaÅŸmak isteyebileciÄŸini öğrenmek istemiÅŸ.En çok sevdiÄŸi dördüncü eÅŸine ölüm yolculuÄŸunda kendisine eÅŸlik edip edemeyeceÄŸini sorduÄŸun da aldığı yanıt ”mümkün deÄŸil!”olmuÅŸ…”Hayatım boyunca seni sevdim sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?’’sorusuna üçüncü eÅŸi de”hayır,hayat çok güzel sen ölünce ben yeniden evleneceÄŸim…”diye yanıt vermiÅŸ. Kral bir kez daha yıkılmış.Bu defa her sorununda,her zaman yanında olan bana yardım eden sendin bu sorunumda da bana yardımcı olur musun?sorusuna karşı ikinci eÅŸinden :
”bu sorunun için hiç bir ÅŸey yapamam olsa olsa sana mezara kadar eÅŸlik eder güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım”karşılığını almış.
Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin sesiyle irkilmiş:
”nereye gidersen git seninle olurum,seni takip ederim”
”ahh…”diye inlemiÅŸ kral
”keÅŸke bir sansım daha olsaydı”
hikayemiz böyle
hayatta hepimiz dört eşliyiz aslında
dördüncü eÅŸimiz vücudumuzdur…onun güzel görünmesi için ne kadar zaman kaynak ve çapa harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir…
üçüncü eşimiz;sahir olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. ölür ölmez başkalarına yar olacaktır.
ikinci eşimiz ise; ailemiz ve dostlarımızdır. tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey,dünyadan gözleri yaşlı uğurlamak olacaktır
birinci eÅŸimiz ise ruhumuzdur. o her zaman bizimledir ve biz nereye gidersek gidelim bizimle gelir.
UNUTMAYIN!!!
yediklerimiz değil hazmettiklerimiz bizi güçlü yapar.
kazandıklarımız değil biriktirdilerimiz bizi zengin eder.
okuduklarımız değil hatırladıklarımız bizi bilgili yapar.
başkalarına verdiğimiz öğütler değil bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar.

Leave a comment!Add comment
Ara
22

Önyargı

admin | Gercek Hikayeler

Küçük çocuk büyük insan edasında pastaneden içeri girip masalardan birine oturdu. Cebinden parasını çıkartıp saymaya başladı. Garson kız küçük beyin oturduğu masaya yaklaştı.
-Evet; ne istiyorsun?
-Åžey… Bir dilim pasta ne kadar
-20 sent
-Peki bir küllah dondurma?..
-12 sent
Çocuk elindeki paraları tekrar saymaya başladığında garson kız ona çıkıştı
-Acele et, akşama kadar senin siparişini bekleyemem, ne istiyorsan çabuk söyle.. bir sürü müşteri var görmüyor musun?
-Tamam, bana bir küllah dondurma lütfen.
Garson kız sipariÅŸi aldıktan sonra “Çattık yaa” diyerek uzaklaÅŸtı küçük çocuÄŸun mamasından. Bir süre sonra da dondurmayı getirip çocuÄŸun masasına sert ve kızgın
bir tavırla koyup gitti.
Çocuk dondurmasını yedikten sonra uzun bir süre garson kızın gelip hesabı almasını bekledi ama kız onunla hiç ilgilenmiyordu.
-Beni görmüyor mu acaba? diye geçirdi çocuk içinden. Sonra kalkıp kasaya gitti, yediÄŸi dondurmanın bedeli olan 12 senti ödeyip dükkandan çıktı. Bir süre sonra garson kız küçük beyin oturduÄŸu masayı temizlerken servis tabağının altında 8 sentlik bahÅŸiÅŸini buldu. Genç kızın, gözlerinden yaÅŸlar süzülmeye baÅŸladı “Beni affet küçüğüm…” dedi “ne olur beni affet…”

Pişmanlıklarınızın daha az sayıda olmaları için;
ÖNYARGIDAN UZAK DURUN LÜTFEN !

Leave a comment!Add comment
Kas
7

Dort Duvar

admin | Gercek Hikayeler

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yap bozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine bin bir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana.
Kendime ancak yüzüme çarpan soğuk su ile geldim. Akabininde evde hayalet gibi dolaşıyordum. Aynada kendimi seyrettim uzun uzun. Ayna bir oyun mu oynuyordu bana yoksa aynadaki akis gerçekten ben miydim? Bir hortlağa benzemiş çökmüş yüz benim miydi?
İki gündür evden hiç çıkmadığımı hatırladım. Stajım vardı, iÅŸlerim vardı ben ise evdeydim. İki gün kocaman iki günü düşünerek geçirdim özellikle seni ve bizi. Dört duvar arasında , iki gün, dört duvar sen ve ben…
YavaÅŸ yavaÅŸ hatırladım o iki günü. Birkaç kere kapı çalmıştı ama açmamıştım oysa annemler elektrikçi, sucu, doÄŸalgazcı bilumum fatura sayarın geleceÄŸini onlara kapıyı açmam gerektiÄŸini gittiklerinin son dakikasına kadar tekrarlamıştı. O kadar ısrar etmiÅŸlerdi ki ” sende gel herkes çok özlemiÅŸ seni görmek istiyor ” benim ise aÄŸzımdan çıkan üç kelime. Stajım var gelemem… ama ÅŸimdi evdeydim hem de iki gündür. Sahi ev telefonunun neden hiç sesi soluÄŸu çıkmamıştı , ya biran olsun hiç susmayan, her çalışında beni yerimden fırlatan cep telefonuna ne olmuÅŸtu? Aslında belki yüzlerce kez çalmıştı ama beklediÄŸim melodi bir türlü çalmıyordu. Herkes aradı; senelerdir beni aramayan teyze çocukları bile aradı “niye gelmedin” diye bir sen aramadın…
Belki de ilk kez soÄŸuk Kenya gecelerini özlediÄŸimi fark ettim. O ismi her anıldığında içimde bin bir nefret uyanan Kenya’yı özlemiÅŸtim, o iki sene boyunca daha önce hiç yaÅŸamadığım acıları, ihanetleri, nefreti bana yaÅŸatan Kenya’yı özlemiÅŸtim. O soÄŸuk ÅŸehirler arası yolculuÄŸu özlemiÅŸtim, ucunda annem babam kokanı deÄŸil ismini bile hep farklı telaffuz ettiÄŸim Konya’ya olanını.
Neydi bu kadar nefretin sebebi., bir şehirden neden nefret edilirdi ve neden sonradan nefret edilen bu şehre özlem doğardı: üniversiteye girmek iki seneyi almıştı. Bin bir çeşit planlar yaparak en sonun da herkesin kaçtığı o kadim şehre ben gitmiştim kararlıydım kaçmayacaktım. O şehrin sokaklarında bir toz bulutuydu yaşamak. Namus metre ile alınır fazilet kilo ile satılırdı. Sabahları yalan girerdi pencerelerden güneşten önce. Dev arenalara benzeyen sokakları kan ve zulum kokardı. Gece olunca duvarlar utanırdı duvarlığından, eller ve ayaklar bütün gece öğrenci evlerinde yıkanmayı bekleyen kirli bulaşıklar gibi beklerdi sabahı. Bir semtinde amonyak içki kokuları diğer bir semtinde parfüm kokuları karışırdı havaya. Daha ilk aylardan başladı nefret ve ihanet. İlklerin değeri çoktur; ilk korku, ilk yürüyüş, ilk ağlayış, ilk isyan, ilk nefret, ilk öç alma isteği, ilk ihanet ve daha sayamadığım bir sürü ilki yaşattı o şehir bana. Sadece kin , nefret değil sevgiyi de, tecrübeleri de, mutluluğu da yaşattı ama sanki zamanla yapılan her zamanki pazarlıkla almak istiyordu görünmez bir güç elimden her şeyi.
İlk Kenya da kapanmıştım eve. Haftalarca bir hayalet misali dört duvar, dört gün, dört ay, dört asır ve ben. Sonra alınan reformlar yeni kurallar yeni bir ben ve yeni bir yaÅŸam. Bunların hemen akabininde karşımdaki sen. Her ÅŸeye baÅŸtan baÅŸlamak seninle. Belki de benzer yazgılara sahip iki kiÅŸinin buluÅŸtuÄŸu bir kavÅŸakta buluÅŸtuk. Kadere pek inanmam bilirsin ama belki de uzun zamandır yürekten demediÄŸim bir söz ” belki de kader buluÅŸturdu bizi”.
Üç ay; Mayısı Nisana baÄŸlayan bir gecede beraberdik Haziranı Temmuza baÄŸlayan bir gecede ayrı düşüyorduk. Bu yeni kurduÄŸum yaÅŸamdaki ilklerden biriydi; ilk ayrılış. İşte o gün yüreÄŸime bir sancı saplandı, ilklerin önemi. Kafamda bin bir çeÅŸit endiÅŸeyle yolladım seni Kenya’nın o soÄŸuk ve ÅŸehirler arası terminalinden senin sıcak ÅŸehrine. Çok deÄŸil bir saat sonra bende yolcuydum ama daha o zaman bir acı belirdi içimde; sensiz geçen bir saat. Senle baÅŸladığım yeni bir yaÅŸam bu yaÅŸamda seni en tepeye oturtmam ve bunu yürekten yapıp sana da göstermem. Belki de sana kısa gelen üç aylık zaman sonunda bile bana acı çektiren sensiz bir saat. İlk mola yerinde senden gelen o sıcak ses; benden bir saat önce burada oluÅŸun.
Åžehre duyduÄŸum özlem sendendi , nefret ise hala içimde gizli…
Yangının deliren avuçlarında mavi bir sıçrayıştı ayrılık, bağırmak ne ki sahibini arıyordu yürek. Kurmalı bir saati andıran hayatın ilerleyen tik taklarında geliyordum kendime. BeklediÄŸim istediÄŸim çok fazla ÅŸeyler miydi? Yapılması imkansız mıydı? Oysa senle yapılan saatlercelik sohbetlerde edilen cümleler hep ortaktı, istekler beklentiler hep aynıydı, korkular benzerdi. Peki ama neden pratiÄŸi farklıydı. Sevgi fedakarlıktı, ilgiydi ve bunları yaÅŸama uygulamaktı. BaÅŸka bir ÅŸimdi yoktu. Saatler 12:48′i takvimde 3 aÄŸustosu gösteriyordu.
Zaman ne çabuk akıyordu randevusuna geç kalmış misali. Ne kadar dolu yaÅŸamıştık beraber geçen günleri ve senin hit sözcüğün “anlatsam sana anlatamadıklarımı dökebilsem içimi ” peki ne zaman anlatacaktın, beklenen neydi. Neden kendi kendimizle yaptığımız savaşı hep baÅŸkaları kazanıyordu? Neden..? Bunların hepsini ÅŸu iki güne sığdırmak zordu Beraber geçen zamanın ayrıntılarını iki güne sığdırmak zordu….
Ayrılık saatiyle içimdeki fırtınanın büyümesi çok kısa bir zaman almıştı bu iki günde hep yaptığım dindirmeye çalışmak oldu bu hırçın fırtınayı…
Bütün bunları düşünürken kendimi dışarıda buldum hayret iki günün sonunda dışarıdaydım. Artık bedenimin kontrolünü kaybetmiÅŸ olmalıydım, kim dayana bilirdi ki bu iki günlük ev hapsine. Bazen iç güdülerimin bedenimi yönetmeye baÅŸladığını hissetim. KeÅŸke hep iç güdülerimi dinleye bilsem, mantığı bir kenara bırakıp keÅŸke hep duygularımın peÅŸinden gidebilsem , o keskin bıçağın üzerinde koÅŸabilsem özgürce, o sırat köprüsüne benzer uçurum kenarında oynaya bilsem delice, bağırabilsem seni bir çocuk neÅŸesiyle. Peki ama nerdesin?…
İyi geliyor açık hava. Canlandığını hissediyorum hücrelerimin. GüneÅŸ ÅŸimdilerde ısıtmıyor eskisi kadar. Heykeldeyim Bursa’nın merkezinde. İnsanlar bir telaÅŸtır gidiyor, herkes kaptırmış kendini bir ÅŸeylere. Vitrinlerin yalancı çekiciliÄŸine bırakıyorum kendimi. Birden sen düşüyorsun aklıma yarın 4 aÄŸustos yani doÄŸum günün, burada olsaydın vitrindeki ÅŸu güzel saati alırdım sana. Nerdeyse doÄŸum gününü unutacak kadar seni düşünmüştüm iki gün boyunca. Ne garip deÄŸil mi?
Hava kararmaya başlıyor yavaş yavaş. Eve dönme vakti yaklaştı gecenin karanlığından kaçma vakti geliyor sensiz geçen her saniye ile birlikte.
Eve gitmeden önce bir kitap evine giriyorum çok değil kısa bir süre sonra elimde bir kitapla dışarıda buluyorum kendimi. Benim için zaten hep anlamadığım bir ayin olmuştur kitap almak. Bu geceyi de kitap okuyarak devireceğim, tıpkı bir önceki gibi daha önceki gece gibi. Kendimi kötü hissettiğim her zaman olduğu gibi evime gidip kitaplarıma sığınacağım.
Eve doğru yürüyorum ağır adımlarla, insan selinin içinde. Birden yanımda olman duygusu çöküyor içime. Son zamanlarda bu o kadar çok oluyor ki. Kafamda sen ile eve yollanıyorum. Ben bunlarla uğraşırken galiba o benden habersiz , bak aramadı hiç, sormadı. Peki yürekte hissediyor ama neden uygulamıyor? Düşündükçe sinirlenerek kendime eve varıyorum. Ev tam takır ıpıssız. Duvarlar sanki üstüme üstüme geliyor. Kendime gelmek için bir kahve yapıyorum. Tam kahvemi almış yeni aldığım kitabımı okumaya başlamışken kapı çalınıyor. Önce açmayı düşünmüyorum tıpkı diğer sefer çalınanlar gibi ama kapının arkasındaki, her kimse karar vermiş içeri girmeye. Öyle ısrarlı çalıyor ki dayanamıyorum kalkıp yerimden istemeye istemeye kapıya yöneliyorum. Arkadaşlar merak etmişler kaç gündür haber almayınca . onlarda artık biliyor bu sahneyi elimde kahvem kitap dört duvar ve ben. Bilmedikleri ise kafamdaki düşünce sen.
Hazırlan hadi çıkıyoruz diyorlar. Kabul ediyorum çaresizce itiraz edecek hali bulamıyorum kendimde. Tamam diyorum ama önce yapmam gereken bir şey var
Telefona sarılıyorum seni arıyorum ve uzaktan soğuk bir ses geliyor
Efendim….

Leave a comment!Add comment
Kas
19

Gercek Ask Bu Olsa gerek

admin | Gercek Hikayeler
20 yasinda hic ask nedir bilmiyen bi ogrenciydim bir gun arkadaslarla bi chat kanalina girip biraz farkli insanlarla konusup gulmek eylenmek istedik ben nerden bile bilirdim orda bana herkezden cok farkli gelen biriyle taniscagimi ve ona deliler gibi asik olucagimi ilk selami o yazdi daha sonra basladik konusmaya aramizdaki tek sorun o turkiyede ben ise yurt disinda yasiyordum okulum icin ona msn ne gelmesini onerdim ve kabul etti basladik konusmaya sanki 40 yillik arkadas gibiydik aramizda soylenmedik hic bisey kalmamisti aradan hemen hemen 2 saat gecti ve benden numarami istedi nasil olduysa hemen kabul edip numarami verdim ben bile o gunku halime sasirmistim ilk defa basima bunlar geliyodu birine hemen numarami vermek felan gibi seyler ayni gunun gecesi beni aradi ve benden hoslandigini soylemisti inanasim gelmemisti derler ya hemen oyle asikmi olunurmus diye ilk aklima o gelip benimle dalgami gectigini sordum gulerek nasil asik olunurmuski dedi ve benden mesaj bekledigini soyledi gozum kapali evet dedim sevgilim olurmusun sorusuna saskinligim 1 hafta kadar surmustu kendimden bile emin deyildim ruya gibiydi ve sanki ben o ruyadan uyanmak hic istemiyordum oyle oyle aylar gecti ve birbirimize igcene baglanmistik sanki hep yanimdaydi bende onun icin oyleydim hic yanyana gelmemis olsakta birbirimize acayip bagliydik 1 saatimiz aramadan konusmadan gecmiyodu ve oyle 1 sene gecmisti birbirimizi gorme umitleriyle yasiyoduk sadece 1 ayim kalmisti turkiyeye gidip onu gorcektim ve hic ayrilmicakdik 1 ay gecti ve ben ulkeme döndum ve onu aradim o kadar mutluydukki bi kac gun sonra gorucektim bu benim icin herseyden onemliydi ama olmadi gidisim onu aldi goturdu bu dunyadan araba kazasindan kaybettim canimdan cok sevdigim kisiyi biz hic yanyana gelip el ele tutusamadik bana kalan tek sey olusune sarilmak oldu ve simdi aradan 5 sene gecti ve ben hala onun hayaliyle yasiyorum o hep icimde olucak ve kimse onun yerini alamicak ölumumu icimde onun sevgisiyle bi ömur boyu beklicem

Yazar: aci hayat
Leave a comment!comments (1)
Kas
25

Anne gozu Hikayesi

admin | Gercek Hikayeler

Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden
büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle,
pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı.
Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik
yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler
değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta
çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk
önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini
kıskanıyordu. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti.
Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu
bir cilde sahipti. “Badem” dediÄŸi gözleri ise ÅŸaşıydı.
Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi
onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.

Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete
dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne
bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen
düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı
konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü
ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven
annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye
karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iÅŸ bulduÄŸunu
söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları
bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti.
Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla
baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu.
Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını
söyleyerek kızı ameliyat ettiler.

Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten
korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye
yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında,
müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı.

Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki
bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan
burnu düzelmis, kepçe kulakları normale dönmüş ve
yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.
Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak:
“Sanki yeniden dünyaya geldim!” dedi. “Yüzümde hiçbir
çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?”
YaÅŸlı doktor: “Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!.”
diye gülümsedi. Annenin bağışladığı gözleri
taktık. Sen, onun gözünden gördün kendini!.”

Leave a comment!Add comment
--
hikayeler Hikaye yemeklerden hikayeler
Ucretsiz Hizmetler
yemeklerden yemek tarifi turk chat sohbet yemek tarifleri yemek tarifi