<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC &#187; Gercek Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://hikaye.yemeklerden.com/hikaye/gercek-hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hikaye.yemeklerden.com</link>
	<description>Dini hikayeler, Gercek Hikayeler, hikaye ekleme, Erotik hikayeler, Odev, Saglik, Kim, Kimdir, nedir hepsi Burada</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Dec 2011 09:33:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Önyargı</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/onyargi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/onyargi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2008 15:41:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gercek Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=226</guid>
		<description><![CDATA[Küçük çocuk büyük insan edasında pastaneden içeri girip masalardan birine oturdu. Cebinden parasını çıkartıp saymaya başladı. Garson kız küçük beyin oturduğu masaya yaklaştı. -Evet; ne istiyorsun? -Şey&#8230; Bir dilim pasta ne kadar -20 sent -Peki bir küllah dondurma?.. -12 sent Çocuk elindeki paraları tekrar saymaya başladığında garson kız ona çıkıştı -Acele et, akşama kadar senin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük çocuk büyük insan edasında pastaneden içeri girip masalardan birine oturdu. Cebinden parasını çıkartıp saymaya başladı. Garson kız küçük beyin oturduğu masaya yaklaştı.<br />
-Evet; ne istiyorsun?<br />
-Şey&#8230; Bir dilim pasta ne kadar<br />
-20 sent<br />
-Peki bir küllah dondurma?..<br />
-12 sent<br />
Çocuk elindeki paraları tekrar saymaya başladığında garson kız ona çıkıştı<br />
-Acele et, akşama kadar senin siparişini bekleyemem, ne istiyorsan çabuk söyle.. bir sürü müşteri var görmüyor musun?<br />
-Tamam, bana bir küllah dondurma lütfen.<br />
Garson kız siparişi aldıktan sonra &#8220;Çattık yaa&#8221; diyerek uzaklaştı küçük çocuğun mamasından. Bir süre sonra da dondurmayı getirip çocuğun masasına sert ve kızgın<br />
bir tavırla koyup gitti.<br />
Çocuk dondurmasını yedikten sonra uzun bir süre garson kızın gelip hesabı almasını bekledi ama kız onunla hiç ilgilenmiyordu.<br />
-Beni görmüyor mu acaba? diye geçirdi çocuk içinden. Sonra kalkıp kasaya gitti, yediği dondurmanın bedeli olan 12 senti ödeyip dükkandan çıktı. Bir süre sonra garson kız küçük beyin oturduğu masayı temizlerken servis tabağının altında 8 sentlik bahşişini buldu. Genç kızın, gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı &#8220;Beni affet küçüğüm&#8230;&#8221; dedi &#8220;ne olur beni affet&#8230;&#8221;</p>
<p>Pişmanlıklarınızın daha az sayıda olmaları için;<br />
ÖNYARGIDAN UZAK DURUN LÜTFEN !</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/onyargi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne gozu Hikayesi</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/anne-gozu-hikayesi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/anne-gozu-hikayesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 00:21:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gercek Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden<br />
büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle,<br />
pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı.<br />
Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik<br />
yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler<br />
değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta<br />
çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk<br />
önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini<br />
kıskanıyordu. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti.<br />
Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu<br />
bir cilde sahipti. &#8220;Badem&#8221; dediği gözleri ise şaşıydı.<br />
Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi<br />
onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.</p>
<p>Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete<br />
dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne<br />
bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen<br />
düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı<br />
konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü<br />
ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven<br />
annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye<br />
karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu<br />
söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları<br />
bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti.<br />
Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla<br />
baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu.<br />
Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.<br />
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını<br />
söyleyerek kızı ameliyat ettiler.</p>
<p>Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten<br />
korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye<br />
yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında,<br />
müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı.</p>
<p>Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki<br />
bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan<br />
burnu düzelmis, kepçe kulakları normale dönmüş ve<br />
yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.<br />
Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak:<br />
&#8220;Sanki yeniden dünyaya geldim!&#8221; dedi. &#8220;Yüzümde hiçbir<br />
çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?&#8221;<br />
Yaşlı doktor: &#8220;Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!.&#8221;<br />
diye gülümsedi. Annenin bağışladığı gözleri<br />
taktık. Sen, onun gözünden gördün kendini!.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/anne-gozu-hikayesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kral ve Esleri</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/kral-ve-esleri.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/kral-ve-esleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:26:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gercek Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kralın dörtte eşi varmış.Kral en cok dörtüncü eşini severmiş, bir dedigini iki etmez , her şeyin en güzelini en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşinide çok severmiş bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktugu için onu kıskanır üzerine titrermiş. ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kralın dörtte eşi varmış.Kral en cok dörtüncü eşini severmiş, bir dedigini iki etmez , her şeyin en güzelini en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşinide çok severmiş bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktugu için onu kıskanır üzerine titrermiş. ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiş.Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın onu karşılık beklemeden en çok seven,sağlığına ve hükümdarlığına en çok katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen kral birinci eşini sevmez ve onunla hiç ilgilenmezmiş. Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yapa yalnız kalmaktan korktuğu için eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisiyle paylaşmak isteyebileciğini öğrenmek istemiş.En çok sevdiği dördüncü eşine ölüm yolculuğunda kendisine eşlik edip edemeyeceğini sorduğun da aldığı yanıt &#8221;mümkün değil!&#8221;olmuş&#8230;&#8221;Hayatım boyunca seni sevdim sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?&#8221;sorusuna üçüncü eşi de&#8221;hayır,hayat çok güzel sen ölünce ben yeniden evleneceğim&#8230;&#8221;diye yanıt vermiş. Kral bir kez daha yıkılmış.Bu defa her sorununda,her zaman yanında olan bana yardım eden sendin bu sorunumda da bana yardımcı olur musun?sorusuna karşı ikinci eşinden :<br />
&#8221;bu sorunun için hiç bir şey yapamam olsa olsa sana mezara kadar eşlik eder güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım&#8221;karşılığını almış.<br />
Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin sesiyle irkilmiş:<br />
&#8221;nereye gidersen git seninle olurum,seni takip ederim&#8221;<br />
&#8221;ahh&#8230;&#8221;diye inlemiş kral<br />
&#8221;keşke bir sansım daha olsaydı&#8221;<br />
hikayemiz böyle<br />
hayatta hepimiz dört eşliyiz aslında<br />
dördüncü eşimiz vücudumuzdur&#8230;onun güzel görünmesi için ne kadar zaman kaynak ve çapa harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir&#8230;<br />
üçüncü eşimiz;sahir olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. ölür ölmez başkalarına yar olacaktır.<br />
ikinci eşimiz ise; ailemiz ve dostlarımızdır. tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey,dünyadan gözleri yaşlı uğurlamak olacaktır<br />
birinci eşimiz ise ruhumuzdur. o her zaman bizimledir ve biz nereye gidersek gidelim bizimle gelir.<br />
UNUTMAYIN!!!<br />
yediklerimiz değil hazmettiklerimiz bizi güçlü yapar.<br />
kazandıklarımız değil biriktirdilerimiz bizi zengin eder.<br />
okuduklarımız değil hatırladıklarımız bizi bilgili yapar.<br />
başkalarına verdiğimiz öğütler değil bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/kral-ve-esleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dort Duvar</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/dort-duvar.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/dort-duvar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 12:53:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gercek Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yap bozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine bin bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yap bozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine bin bir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana.<br />
Kendime ancak yüzüme çarpan soğuk su ile geldim. Akabininde evde hayalet gibi dolaşıyordum. Aynada kendimi seyrettim uzun uzun. Ayna bir oyun mu oynuyordu bana yoksa aynadaki akis gerçekten ben miydim? Bir hortlağa benzemiş çökmüş yüz benim miydi?<br />
İki gündür evden hiç çıkmadığımı hatırladım. Stajım vardı, işlerim vardı ben ise evdeydim. İki gün kocaman iki günü düşünerek geçirdim özellikle seni ve bizi. Dört duvar arasında , iki gün, dört duvar sen ve ben&#8230;<br />
Yavaş yavaş hatırladım o iki günü. Birkaç kere kapı çalmıştı ama açmamıştım oysa annemler elektrikçi, sucu, doğalgazcı bilumum fatura sayarın geleceğini onlara kapıyı açmam gerektiğini gittiklerinin son dakikasına kadar tekrarlamıştı. O kadar ısrar etmişlerdi ki &#8221; sende gel herkes çok özlemiş seni görmek istiyor &#8221; benim ise ağzımdan çıkan üç kelime. Stajım var gelemem&#8230; ama şimdi evdeydim hem de iki gündür. Sahi ev telefonunun neden hiç sesi soluğu çıkmamıştı , ya biran olsun hiç susmayan, her çalışında beni yerimden fırlatan cep telefonuna ne olmuştu? Aslında belki yüzlerce kez çalmıştı ama beklediğim melodi bir türlü çalmıyordu. Herkes aradı; senelerdir beni aramayan teyze çocukları bile aradı &#8220;niye gelmedin&#8221; diye bir sen aramadın&#8230;<br />
Belki de ilk kez soğuk Kenya gecelerini özlediğimi fark ettim. O ismi her anıldığında içimde bin bir nefret uyanan Kenya&#8217;yı özlemiştim, o iki sene boyunca daha önce hiç yaşamadığım acıları, ihanetleri, nefreti bana yaşatan Kenya&#8217;yı özlemiştim. O soğuk şehirler arası yolculuğu özlemiştim, ucunda annem babam kokanı değil ismini bile hep farklı telaffuz ettiğim Konya&#8217;ya olanını.<br />
Neydi bu kadar nefretin sebebi., bir şehirden neden nefret edilirdi ve neden sonradan nefret edilen bu şehre özlem doğardı: üniversiteye girmek iki seneyi almıştı. Bin bir çeşit planlar yaparak en sonun da herkesin kaçtığı o kadim şehre ben gitmiştim kararlıydım kaçmayacaktım. O şehrin sokaklarında bir toz bulutuydu yaşamak. Namus metre ile alınır fazilet kilo ile satılırdı. Sabahları yalan girerdi pencerelerden güneşten önce. Dev arenalara benzeyen sokakları kan ve zulum kokardı. Gece olunca duvarlar utanırdı duvarlığından, eller ve ayaklar bütün gece öğrenci evlerinde yıkanmayı bekleyen kirli bulaşıklar gibi beklerdi sabahı. Bir semtinde amonyak içki kokuları diğer bir semtinde parfüm kokuları karışırdı havaya. Daha ilk aylardan başladı nefret ve ihanet. İlklerin değeri çoktur; ilk korku, ilk yürüyüş, ilk ağlayış, ilk isyan, ilk nefret, ilk öç alma isteği, ilk ihanet ve daha sayamadığım bir sürü ilki yaşattı o şehir bana. Sadece kin , nefret değil sevgiyi de, tecrübeleri de, mutluluğu da yaşattı ama sanki zamanla yapılan her zamanki pazarlıkla almak istiyordu görünmez bir güç elimden her şeyi.<br />
İlk Kenya da kapanmıştım eve. Haftalarca bir hayalet misali dört duvar, dört gün, dört ay, dört asır ve ben. Sonra alınan reformlar yeni kurallar yeni bir ben ve yeni bir yaşam. Bunların hemen akabininde karşımdaki sen. Her şeye baştan başlamak seninle. Belki de benzer yazgılara sahip iki kişinin buluştuğu bir kavşakta buluştuk. Kadere pek inanmam bilirsin ama belki de uzun zamandır yürekten demediğim bir söz &#8221; belki de kader buluşturdu bizi&#8221;.<br />
Üç ay; Mayısı Nisana bağlayan bir gecede beraberdik Haziranı Temmuza bağlayan bir gecede ayrı düşüyorduk. Bu yeni kurduğum yaşamdaki ilklerden biriydi; ilk ayrılış. İşte o gün yüreğime bir sancı saplandı, ilklerin önemi. Kafamda bin bir çeşit endişeyle yolladım seni Kenya&#8217;nın o soğuk ve şehirler arası terminalinden senin sıcak şehrine. Çok değil bir saat sonra bende yolcuydum ama daha o zaman bir acı belirdi içimde; sensiz geçen bir saat. Senle başladığım yeni bir yaşam bu yaşamda seni en tepeye oturtmam ve bunu yürekten yapıp sana da göstermem. Belki de sana kısa gelen üç aylık zaman sonunda bile bana acı çektiren sensiz bir saat. İlk mola yerinde senden gelen o sıcak ses; benden bir saat önce burada oluşun.<br />
Şehre duyduğum özlem sendendi , nefret ise hala içimde gizli&#8230;<br />
Yangının deliren avuçlarında mavi bir sıçrayıştı ayrılık, bağırmak ne ki sahibini arıyordu yürek. Kurmalı bir saati andıran hayatın ilerleyen tik taklarında geliyordum kendime. Beklediğim istediğim çok fazla şeyler miydi? Yapılması imkansız mıydı? Oysa senle yapılan saatlercelik sohbetlerde edilen cümleler hep ortaktı, istekler beklentiler hep aynıydı, korkular benzerdi. Peki ama neden pratiği farklıydı. Sevgi fedakarlıktı, ilgiydi ve bunları yaşama uygulamaktı. Başka bir şimdi yoktu. Saatler 12:48&#8242;i takvimde 3 ağustosu gösteriyordu.<br />
Zaman ne çabuk akıyordu randevusuna geç kalmış misali. Ne kadar dolu yaşamıştık beraber geçen günleri ve senin hit sözcüğün &#8220;anlatsam sana anlatamadıklarımı dökebilsem içimi &#8221; peki ne zaman anlatacaktın, beklenen neydi. Neden kendi kendimizle yaptığımız savaşı hep başkaları kazanıyordu? Neden..? Bunların hepsini şu iki güne sığdırmak zordu Beraber geçen zamanın ayrıntılarını iki güne sığdırmak zordu&#8230;.<br />
Ayrılık saatiyle içimdeki fırtınanın büyümesi çok kısa bir zaman almıştı bu iki günde hep yaptığım dindirmeye çalışmak oldu bu hırçın fırtınayı&#8230;<br />
Bütün bunları düşünürken kendimi dışarıda buldum hayret iki günün sonunda dışarıdaydım. Artık bedenimin kontrolünü kaybetmiş olmalıydım, kim dayana bilirdi ki bu iki günlük ev hapsine. Bazen iç güdülerimin bedenimi yönetmeye başladığını hissetim. Keşke hep iç güdülerimi dinleye bilsem, mantığı bir kenara bırakıp keşke hep duygularımın peşinden gidebilsem , o keskin bıçağın üzerinde koşabilsem özgürce, o sırat köprüsüne benzer uçurum kenarında oynaya bilsem delice, bağırabilsem seni bir çocuk neşesiyle. Peki ama nerdesin?&#8230;<br />
İyi geliyor açık hava. Canlandığını hissediyorum hücrelerimin. Güneş şimdilerde ısıtmıyor eskisi kadar. Heykeldeyim Bursa&#8217;nın merkezinde. İnsanlar bir telaştır gidiyor, herkes kaptırmış kendini bir şeylere. Vitrinlerin yalancı çekiciliğine bırakıyorum kendimi. Birden sen düşüyorsun aklıma yarın 4 ağustos yani doğum günün, burada olsaydın vitrindeki şu güzel saati alırdım sana. Nerdeyse doğum gününü unutacak kadar seni düşünmüştüm iki gün boyunca. Ne garip değil mi?<br />
Hava kararmaya başlıyor yavaş yavaş. Eve dönme vakti yaklaştı gecenin karanlığından kaçma vakti geliyor sensiz geçen her saniye ile birlikte.<br />
Eve gitmeden önce bir kitap evine giriyorum çok değil kısa bir süre sonra elimde bir kitapla dışarıda buluyorum kendimi. Benim için zaten hep anlamadığım bir ayin olmuştur kitap almak. Bu geceyi de kitap okuyarak devireceğim, tıpkı bir önceki gibi daha önceki gece gibi. Kendimi kötü hissettiğim her zaman olduğu gibi evime gidip kitaplarıma sığınacağım.<br />
Eve doğru yürüyorum ağır adımlarla, insan selinin içinde. Birden yanımda olman duygusu çöküyor içime. Son zamanlarda bu o kadar çok oluyor ki. Kafamda sen ile eve yollanıyorum. Ben bunlarla uğraşırken galiba o benden habersiz , bak aramadı hiç, sormadı. Peki yürekte hissediyor ama neden uygulamıyor? Düşündükçe sinirlenerek kendime eve varıyorum. Ev tam takır ıpıssız. Duvarlar sanki üstüme üstüme geliyor. Kendime gelmek için bir kahve yapıyorum. Tam kahvemi almış yeni aldığım kitabımı okumaya başlamışken kapı çalınıyor. Önce açmayı düşünmüyorum tıpkı diğer sefer çalınanlar gibi ama kapının arkasındaki, her kimse karar vermiş içeri girmeye. Öyle ısrarlı çalıyor ki dayanamıyorum kalkıp yerimden istemeye istemeye kapıya yöneliyorum. Arkadaşlar merak etmişler kaç gündür haber almayınca . onlarda artık biliyor bu sahneyi elimde kahvem kitap dört duvar ve ben. Bilmedikleri ise kafamdaki düşünce sen.<br />
Hazırlan hadi çıkıyoruz diyorlar. Kabul ediyorum çaresizce itiraz edecek hali bulamıyorum kendimde. Tamam diyorum ama önce yapmam gereken bir şey var<br />
Telefona sarılıyorum seni arıyorum ve uzaktan soğuk bir ses geliyor<br />
Efendim&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/dort-duvar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gercek Ask Bu Olsa gerek</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/gercek-ask-bu-olsa-gerek.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/gercek-ask-bu-olsa-gerek.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2007 18:20:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gercek Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[gercek]]></category>
		<category><![CDATA[Gercek Ask]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hikayede.com/gercek-ask-bu-olsa-gerek.php</guid>
		<description><![CDATA[20 yasinda hic ask nedir bilmiyen bi ogrenciydim bir gun arkadaslarla bi chat kanalina girip biraz farkli insanlarla konusup gulmek eylenmek istedik ben nerden bile bilirdim orda bana herkezden cok farkli gelen biriyle taniscagimi ve ona deliler gibi asik olucagimi ilk selami o yazdi daha sonra basladik konusmaya aramizdaki tek sorun o turkiyede ben ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="571" cellPadding="0" cellSpacing="2">
<tr>
<td><span class="style62"><font size="2">20 yasinda hic ask nedir bilmiyen bi ogrenciydim bir gun arkadaslarla bi chat kanalina girip biraz farkli insanlarla konusup gulmek eylenmek istedik ben nerden bile bilirdim orda bana herkezden cok farkli gelen biriyle taniscagimi ve ona deliler gibi asik olucagimi ilk selami o yazdi daha sonra basladik konusmaya aramizdaki tek sorun o turkiyede ben ise yurt disinda yasiyordum okulum icin ona msn ne gelmesini onerdim ve kabul etti basladik konusmaya sanki 40 yillik arkadas gibiydik aramizda soylenmedik hic bisey kalmamisti aradan hemen hemen 2 saat gecti ve benden numarami istedi nasil olduysa hemen kabul edip numarami verdim ben bile o gunku halime sasirmistim ilk defa basima bunlar geliyodu birine hemen numarami vermek felan gibi seyler ayni gunun gecesi beni aradi ve benden hoslandigini soylemisti inanasim gelmemisti derler ya hemen oyle asikmi olunurmus diye ilk aklima o gelip benimle dalgami gectigini sordum gulerek nasil asik olunurmuski dedi ve benden mesaj bekledigini soyledi gozum kapali evet dedim sevgilim olurmusun sorusuna saskinligim 1 hafta kadar surmustu kendimden bile emin deyildim ruya gibiydi ve sanki ben o ruyadan uyanmak hic istemiyordum oyle oyle aylar gecti ve birbirimize igcene baglanmistik sanki hep yanimdaydi bende onun icin oyleydim hic yanyana gelmemis olsakta birbirimize acayip bagliydik 1 saatimiz aramadan konusmadan gecmiyodu ve oyle 1 sene gecmisti birbirimizi gorme umitleriyle yasiyoduk sadece 1 ayim kalmisti turkiyeye gidip onu gorcektim ve hic ayrilmicakdik 1 ay gecti ve ben ulkeme döndum ve onu aradim o kadar mutluydukki bi kac gun sonra gorucektim bu benim icin herseyden onemliydi ama olmadi gidisim onu aldi goturdu bu dunyadan araba kazasindan kaybettim canimdan cok sevdigim kisiyi biz hic yanyana gelip el ele tutusamadik bana kalan tek sey olusune sarilmak oldu ve simdi aradan 5 sene gecti ve ben hala onun hayaliyle yasiyorum o hep icimde olucak ve kimse onun yerini alamicak ölumumu icimde onun sevgisiyle bi ömur boyu beklicem </font></span></td>
</tr>
</table>
<table border="0" width="571" cellPadding="0" cellSpacing="2">
<tr>
<td vAlign="top"><span class="style67"><br />
<font size="2" face="Georgia">Yazar: aci hayat </font></span></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/gercek-ask-bu-olsa-gerek.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

