• Hikayeler Ana Sayfasi
  • mIRC
  • Turkce mIRC
Subscribe to Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC
  • Yemek Sohbeti

    Sesli Chat Sohbet Muhabbet

    Yazili Muhabbet Mirc Chat Sohbet


    MircYukle Mircindir Mirc mRc
  • Kategoriler

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Yazilar
  • Rastgele hikaye

    • Gordugunden ibret Almak
    • Asker Bilo
    • Bu Kadar Sevebilir
    • Asker Hikayesi
    • Yeni Yil Mesajlari
    • Kalbime Kar Yagdi
    • TRT Ankara Radyosu
    • Ucan Balon
    • Ozlu Sozler
    • Kamil Sonmez
  • BaÄŸlantılar

    • AnaSayfa
    • Gazeteler
    • hikayede
    • hikayelerden
    • Makale Ekle
    • mirc
    • mirc
    • mirc yukle
    • nedirkimdir
    • Sevgi
    • Sicakoda
    • sozler
    • turk Chat
    • Turk Chat
    • Video
    • yemek tarifi
  • ArÅŸivler

    • Eylül 2010
    • AÄŸustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Åžubat 2010
    • Ocak 2010
    • AÄŸustos 2009
    • Åžubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Mayıs 2008
    • Mart 2008
    • Kasım 2007
  • Hikaye yemeklerden

  • Hikaye Son

    • Kiyamet Nedir
    • mIRC 6.35 indir
    • Donerim Demistin
    • Ask Hikayesi
    • Trakya Gazetesi
    • Basligi Olmayan Bir Hikaye
    • Yeni Yil Mesajlari
    • Bulancak ilcesi Turkchat muhabbet sohbet chat mirc
    • Boynuz
    • Malatya Mirc sohbet chat mrc indir
    • Sevgi Sozleri
    • Gonderilmemis mektup
    • Deve kervani
    • Bir Sevda Masali
    • Cem Yilmaz 2002
  • Hikayeler

    anti-virus antivirüs Bartin Chat Bartin mirc Bartin Sohbet Bartin çet biyografi camfrog camfrog sohbet chat chet Hayati Kameralı sohbet Kimdir Makaleler mIRC mircdownload mirc download mircindir mirc indir mirclove mirc sohbet mircyukle mirc yukle Mrc muhabbet Nedir Sarki Sarki Sozu sesli chat Seviyo Seviyo Chat Seviyo mirc Seviyo Sohbet Sohbet Sohbet Odaları sohpet turkcet turkchat virüs arama virüs kaldırma virüs koruma virüs silme virüs temizleme çet
  • Sayfalar

    • mIRC
    • Turkce mIRC
  • Hikaye Menu

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Yazilar
  • Meta

    • RSS
    • Yorumlar RSS
    • Wordpress Themes

Archive for the ‘Hikaye’ Category

Kas
7

Unlu Olmanin Yolu

admin | Hikaye

Emekli ilkokul öğretmeniydi. Bir ay kadar önce “Azmi film”e bir senaryo
götürüp bırakmıştı. Azmi filmin sahibi o suratsız adam da rafları
göstererek, “Bak,” demiÅŸti, “her yer senaryo dolu. Okumaya bile zamanım yok.
Ama yine de senaryonu bırak, şu kağıda da adresini, telefonunu yaz,
senaryona iliÅŸtir. Ben seni ararım.”

Bir hafta sonra nedense aramıştı: “Hemen gel, görüşelim,” demiÅŸti.
Bunun üzerine gitmişti emekli öğretmen. Azmi filmin sahibi bu defa
kendisini oturtmuÅŸ, çay söylemiÅŸ ve “senaryonun dışında birÅŸey yazıp
yazmadığını” sormuÅŸtu. O da bir aÅŸk romanının bulunduÄŸunu, ancak hiçbir
yayınevinin bunu basmaya yanaÅŸmadığını anlatmıştı. Azmi filmin sahibi de, “hemen
romanını al, gel,” demiÅŸti, “bir bakayım.”

Evi Taksim’deydi. Bir koÅŸu gitmiÅŸti evine emekli öğretmen. Hemen alıp
gelmişti romanını, heyecan içindeydi, ancak ne olduğunu kestiremiyordu.
Romanı uzattığında Azmi filmin sahibi, ” Sen ÅŸimdi git, ben seni
ararım,” demiÅŸti.

Şimdi de Azmi bey telefon etmiş ve derhal gelmesini, görüşmeleri
gerektiğini söylemişti. Emekli öğretmen, Beyoğlu İstiklal caddesine geldi.
YeÅŸilçam Sokağına girdi. Eskiden Fatma Girik’e ait olan Girik Hanın
ikinci katına çıktı. Azmi filmin kapısını tıklattı. Kapıyı getir götür
işlerine bakan genç açtı. İçeri buyur etti.

Azmi bey kendisine oturması için yer gösterdi ve “Bak hocam,” dedi.
“Ben senaryoyu çekmeyeceÄŸim. Kitabını da basmayacağım. Åžu anda elimde
başka filmler var. Onları çekiyorum. Kitabına gelince, ben zaten yayıncı
değilim. Sadece ikisi de çok hoşuma gitti. İleride belki bunları film
yapabilirim. Ancak, piyasa çok durgun, zaten işler berbat! Sen de
emeklisin, üçbeÅŸ kazanmak istersen bana bırak, yoksa al git!” demiÅŸti camdan
dışarı bakarak.

Emekli öğretmen zaten kitabı bastıramıyordu. Senaryo için yüzüne bakan
yoktu. “Kaç para verirsin,” demek geldi içinden. Utandı, gururuna
yediremedi. Azmi filmin sahibi kendisine önceden hazırlanmış matbu bir belge
uzattı. Burada kitabı ve senaryoyu başkasının yazdığı, kendisinin de
sadece tashih işinde çalışarak yardım ettiği ve mukabilinde boş
bırakılmış miktar parayı karşılık olarak aldığı yazılıydı. Ayrıca kitap ile
senaryoyu yazanın adı bölümü de boş bırakılmıştı. Azmi bey o zamanın parası
beş milyarı kendisine uzatmıştı. Doğrusu para fena değildi. Almayıp ta
ne yapacaktı, varsın ad başkasının olsundu, bu çok mu önemliydi? Bir
başka kağıtta da, tashih işlerinde çalıştığı film şirketinin aleyhine bir
basın açıklaması yaptığı takdirde aldığı paranın on katı cezai müeyyide
uygulanacağı belirtiliyordu. Bu kağıdı da imzaladı. Ayrıca şirketin
böyle bir açıklama vukuunda limitsiz tazminat hakkını da peşinen kabul
ediyordu. Geçim sıkıntısı çekiyordu, bütün şartları kabul etti.

Kalkarken Azmi bey sık sık uğramasını ve ileride kadrolu senarist
olarak onunla çokiyi işler yapacaklarını belirtti ve el sıkışarak ayrıldı
bürodan.

Emekli öğretmen dışarı çıkınca Azmi bey ünlü bir işadamını aradı.
“Saygılar beyefendi,” dedi. ” AÅŸk romanı tamam. Senaryo da tamam…Filmin
çekimine hemen baÅŸlamak üzere emirlerinizi bekliyorum!”

Telefonun öteki ucundaki ünlü iÅŸadamı da, ” Kitabı hemen bana gönder.
Film hazırlıklarına başla. Başlangıç için yüz milyar gönderiyorum.
Teferruatı müdürümle konuÅŸursun,” dedi.
Azmi bey, ” Emredersiniz beyefendi!” dedi. Bu film iÅŸini tv’de dizi
yapacak ve trilyonlar vuracak, devamını emekli öğretmene yazdıracaktı.

Ünlü iÅŸadamı telefonu kapadıktan sonra metresini aradı: “Canım, isteÄŸin
oldu, romanın hazır, yayınlayacak gazete hazır, bir reklam yaptıracağım
ki sen bile şaşacaksın. Bu bomba patlarken tv için dizi filme
baÅŸlayacaksın ve bir numara olacaksın. Hadi akÅŸama…”

Bu piyasa böyleydi. Kadın cüzdandan, sevgili bir metres, gazete bol
sıfırlı reklam ücretinden, tv ücretsiz bir dizi kazanmaktan yararlanacak
ve herkes mutlu olacaktı. Alan razı, satan razı…Böyle dönerdi
iÅŸler…Ve bütün giderler de holdingin eÄŸitim hizmetlerine katkı fonundan
gösterilmek suretiyle vergiden düşecekti, gerçekte kayıp hazinenin olurdu,
kimin umurunda, iÅŸler tıkırında tekerlemesi döner dururdu…DiÅŸlinin
çarkları sımsıkı kenetlenmişti ve çark böyle dönüyordu, uyum sağlayamayan
giderdi, bu kadar basit…

Bir süre sonra ünlü bir gazetede ünlü bir aktristin romanı yayınlandı.
Ardından bu romana aynı emekli öğretmen bir şiir yazdı ve şiir de aynı
ünlü aktrist hanımın şiiri diye lanse edildi ve birisine siparişle
beste verildi ve beste ünlü bir şarkıcı tarafından kasete okundu, aynı
müzik filme uyarlandı. Böylece şöhreti tükenmek üzere olan biri yeniden
dirildi ve şuh kadın, şık kadın, romancı kadın, şair kadın, senarist kadın
ünvanlarına da sahip oldu. Bu ünlü kadın kim mi? Biraz düşünün belki
hafızanızın bir yerlerinde küçücük bir iz kalmıştır.

Emekli öğretmen mi ne oldu? Azmi beyin kadrolu senaristi oldu. Emekli
maaşının en az beş katını, bazan onbeş katını ayda kazandı. Ama hep
kendi eserlerinin arkasından bakakaldı. Hep o yazdı, ad başkalarının
oldu…

Arada rakısını yudumlarken iki damla yaş süzülüyordu yanaklarından ama
ne yapsındı, bu iÅŸler böyle dönüyordu…

Leave a comment!Add comment
Kas
19

Unutmadim

admin | Dramatik Hikayeler, Hikaye, Hikayeler, Romantik Hikayeler

Ne yazılmalı ki silinip gitmesin, ne söylenmeli ki unutulup bitmesin. Sessizlikle başlayan bir hikaye bu. Eğer başladığı gibi bitecekse sonu, yaşanan her ne varsa sil, gitsin.Hayallerde gerçek gibi yaşarken seni, umutlarda bitti bir zaman, sevgiler de. Seni seviyorum çünkü ne zaman şiir okusam, mısralarından sen akıyorsun, gözlerimden yaşlar süzülüp resmine damlıyor, sessizlik sararıyor içimde, susuyorum.
Tam buldum dediğin anda kaybetmek nedir bilir misin? Atılmışlığı hissettiğin oldu mu? Hayaliyle yaşamayı ezberledin mi? Delicesine sevdiğin ama onun seni sevmediğini öğrendiğin o anı hiç yaşadın mı? Onun eksik yanlarını bile sevebildin mi ? Terkedilişe ilk defa görüyormuş gibi baktın mı? Elvedasız ayrılıklar acıttı mı içini? Göz kapaklarına inat, uyumadığın oldu mu gecelerce? Sadece mum ışığının aydınlattığı odanda onu düşündüğün oldu mu saatlerce? Ellerin onsuz kaldığında üşüdün mü? Duyuyorum susuyorsun, yine susuyorsun, tıpkı o zamanki gibi söylemiyorsun.
Seni seviyorum çünkü her gün biraz daha tükenirken her şey, benliğim sessizce inliyor ben susuyorum. Bir an elinden tutuyorum, biran sonra belki de tamamen elimden kayıp gitmiş oluyorsun, anlayamıyorum.Yine sensiz kalıyor kollarım, yine ıslanıyor gözlerim. Yaşamam için tek nedenimdin sen. Fakat binlerce sebep vardı seni sevmem için.
Seni seviyorum çünkü yaÅŸanacak bütün imkansızlıklarda sen varsın. Bir yerlerim acıyor durmaksızın. SessizliÄŸin çok ÅŸey söylese de bazen susmanda incitir beni. Bilirim, belki de en iyi ben bilirim ki, susmasını bilmek, bildiÄŸini söylemekten daha zor. Bir uçurum gibi derinleÅŸen sessizlik, bizi birbirimizden ayırdı bile. Yenildik dostluÄŸumuza, zamana, yalnızlığa, yenildik iÅŸte! Sinsice sardı sessizlik, böyle birdenbire, ansızın… ve ben hala unutmam gerektiÄŸini söyleyenlere inanmıyorum.
Hissettiklerimi söylemektense dost kalmayı, seni sensiz yaşamaktansa susmayı
tercih ederim. Senin beni sevme fikri bile beni mutlu edebilecek kadar güzel
ve asil!
Seni seviyorum çünkü sen benim siyah beyaz dünyamı renklendiren o çok az şeyden birisin. Sensiz her andan korktum, korkuyorum. Alıp gitme ellerini, alıp gitme gülüşlerimi, götürme düşlerimi. Sen benden gittin gideli öyle bıktım ki sensiz kendimden.
Seni seviyorum çünkü hala bir şeyler var vazgeçemediğim. Ben herkes için şiir yazmazdım, bu hep tuhaf gelmişti. Fakat şimdi senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor. Bu yıllarca sürecek ve de hiç dinmeyecekmiş gibi düşünürken görüyorum ki anlamını yitiren bir şeyler var aramızda.
Seni seviyorum çünkü tam her ÅŸeyden vazgeçmiÅŸtim ki, karanlığımın perdesini yırttı ellerin. Ama yine direndik sessizliÄŸe, hala konuÅŸulmadan kalan öyle çok ÅŸey var ki! “SustuÄŸun yerde bir ÅŸeyler kırılıyor”
Nasıl söyleyeceğini sende bilmiyorsun besbelli.. Susman gerekiyor diye susuyorsun belki de, dostluğumuz için..
Kalbim sendeyken her adımda, aklım sendeyken her dakika, unutmadım, unutamadım işte!

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Anka Kusu

admin | Hikaye

Rivayet olunur ki, kuÅŸların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi AÄŸacı’nın dallarında yaÅŸar ve her ÅŸeyi bilirmiÅŸ…

KuÅŸlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. KuÅŸlar dünyasında her ÅŸey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuÅŸkulanır olmuÅŸlar ve sonunda umudu kesmiÅŸler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuÅŸ sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuÅŸ. Simurg’un var olduÄŸunu anlayan dünyadaki tüm kuÅŸlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermiÅŸler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiÅŸ. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aÅŸmak gerekirmiÅŸ. KuÅŸlar, hep birlikte göğe doÄŸru uçmaya baÅŸlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuÅŸ.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

baykuş yıkıntılarını özlemiş,

balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beÅŸ vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “ÅŸaÅŸkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yokoluÅŸ”ta bütün kuÅŸlar umutlarını yitirmiÅŸ… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuÅŸ kalmış.

Simurg’un yuvasını bulunca ögrenmiÅŸler ki;

“SİMURG ANKA – Otuz KuÅŸ” demekmiÅŸ.

Onların hepsi Simurg’muÅŸ. Her biri de Simurg’muÅŸ. Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, ÅŸaÅŸkınlık ve yokoluÅŸu da yaÅŸadıktan
sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Åžimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…

Leave a comment!Add comment
Kas
19

Kalbime Kar Yagdi

admin | Dramatik Hikayeler, Hikaye, Hikayeler, Romantik Hikayeler

Tam seni soruyordum”;deyiÅŸini duymuÅŸtum ilk benim olduÄŸunu sandığımda.
Kalbim ağzıma geldi,yutkundum!
Seni algılamaya başladı beynim;
Karşımdaydın,tüm görkemin ışıl ışıl gözlerin ve bana sonuna kadar açtığın kalbinle.;Buydu;dedim içimden yıllardır aradığım.
Yıldızlarda aramıştım gözlerini;ay;dan başka bir şey yoktu gökte yüzünü benzeteceğim,bir bakıma o kadar da uzaktın bana.
Oysa şimdi uzansam dokunacaktım sana.
Uzandım;Bilmem kaç bin wolt elektrik yayıldı vücuduma.
İşte o an vermiştim ellerine kalbimi.
Defalarca gelmeler,gitmeler,hayaller,öpücükler,kahkahalar,hasretler yaşadım seninle;.
Bir kandil gecesi yeminler savurduk rüzgara;Allaha ulaştı ruhumuz.
Onun önünde döküldü dudaklarımdan o iki kelime;benimle evlenir misin?
Çılgın bir evet sonrası benimdin artık!Ölmek ne güzel olacaktı seninle.
Dudaklarımın değmediği yer kalmamıştı yüzünde,kollarımdaydın bütün senliliğinle.
Söz vermiştik ilk çocuğumuzun adını sen ikincisininkini ben koyacaktım.
Şimdi benim ilk kız çocuğumun adı senin adın olacak.
Evimin hiçbir yerinde şark köşesi hiçbir köşesinde abajurlar olmayacak;
yerlerde puf puf minderlerde.
Duvarlarımın rengi hiçbir zaman siyah beyaz olmayacak mesela.
Annenin ellerini hiç öpemeyeceğim,babanla rakı içemeyeceğim,kardeşinle fenerin maçlarına gidemeyeceğimde.
Hatırlarmısın?
Pırıl pırıl bir Pazar sabahı kıpır kıpır bir kalp elinde bir çiçekle merhaba dedin anneme;nasılsınız teyzeciğim anne demeye çoktan razıydın belki ama dil varmıyor bazen bilirim.
Anacığımı ilk kez böyle içten sarılır gördüm bir kıza,onun sana kızım dememesi için bir neden yoktu;dedi de istedi de seni biliyorsun
Kalbinin tüm renklerini taşıyan bir çiçek yumağı getirmiştin,halâ duruyor masanın üzerinde.Daha ne kadar dayanırım bilmiyorum onu görmeye.
Nefes aldığın her yerinde yaşıyorsun evin.Ben daha ne kadar yaşarım bilemiyorum.
Odamda;resimlerinin önünde gerçeğe dönüşmüştü hayâller.
Şeker olmuştum sana;sonra tepsi,öyle pişmişti işte kahveler.
Üç vakte kadar görüşmek dileğiyle ayrıldık evden,ilk kez kollarımda dolaştırıyordum seni,ilk kez eleleydik sokaklarında eylülün;
son olduÄŸunu nereden bileyim..
Sarıya boyanmış bir aracın camıydı aramıza giren,o iri iri,siyah siyah gözlerin küçüldü yavaş yavaş,kayboldun gözlerimde.
Yokluğuna duyduğum ağlamaklı bir isyandı kalbimde varolan.

İki elim cebimde boynum bükük tuttum evimin yolunu,akşamı senle ettik evde bıraktıklarınla..
Bir yada birkaç hafta kat üstüne kat çıktık gönül arsamıza;gözlerin temeli, sözlerin yıkılmaz duvarları oldu kuracağımız(ı sandığım)yuvanın..
Yine bir kandil gecesi;Allahın huzurundayım;
beni bıraktığın yerde,
seni beklediÄŸim yerde;
Sen!yoksun.
Ben!yalnızlığımla birlikte,yalnızlığını yaşıyorum!
Bir kez daha yemin ediyorum seni seviyorum;canım yanıyor!
Efkar dağıtmak için o malum yere bir ömrü bir çırpıda bitirdiğimiz terasımıza çıktım.
Bir dolu efkar alaşağı etti beni.
Boş sandalyeler,solmuş çiçekler,üzerine oturup Bakırköyü seyrettiğimiz minderler seni sordu gitti diyemedim;küçüldüm.
Ardımda bıraktığım bir damla göz yaşına sormuşlar seni,kurumadan az önce anlatmış bir daha asla gelmeyeceğini;oturup birlikte ağlamışlar
Seni en çok terasımızda özleyeceğim biliyor musun!
Saat geç oldu beklememin bir amacı yok, günlerin çok öncesiydi gelmeyeceğini söylediğinde.
Şimdi aşkımızın mumlarından yak bir tane.
Bak o yanan benim!
Titreyen kalbim,
Alevi deÄŸil mumun,
Eriyip akansa göz yaşlarım;
Üzülme çok kalmayacağım,
Birazdan biterim..
Akılda sen,yürekte acı olunca,ne kalem rahat duruyor ne sayfa.Bak gördün mü
sevişip aşkı doğurdular yine
Bir şiirle başlamıştın sen yine öyle bitiyorsun işte,satır satır.
Eve nasıl geldim hatırlamıyorum desem yalan değil.Kapıyı anacığım açtı yüzüme baktı,anladı her hal seni sordu iyidir dedim inanmadı,bir daha sordu
ağladım;ağladı.
Göz yaşlarımı sildi,bende onunkini.
Sen yalnız beni değil anamı da ağlattın!
Sarıldık ne zaman ayrıldık bilmiyorum..
Yazdı geldin;
Kıştı gittin!
Kalbime kar yağdı.

Leave a comment!Add comment
Kas
7

Buyu Dukkani

admin | Hikaye

Geçmişi ile barışmak isteyenlere;
Hayata yeniden baÅŸlama arzusu içinde olanlara…

Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeÅŸil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar ordusu ile, baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından bir ırmağın geçtiÄŸi bu vadi “Büyülü Vadi” olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile, bu dükkanda yaÅŸananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı “Büyü Dükkanı” idi. Her yerde olduÄŸu gibi bu dükkanda da almak istediÄŸiniz ÅŸeyin bir bedeli vardı. Bu bedelin ne olacağı, dükkan sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. Ancak, Büyü Dükkanı’nda maddi bedellerin hiç bir hükmü yoktu. Bazı müşteriler bir ÅŸeye sahip olmak için denenebilecek tek bedelin para olabileceÄŸi düşüncesiyle, cepleri kabarık gelirlerdi. Oysa burada yapılan pazarlıklar, günlük yaÅŸamdakilerden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi ÅŸaşırtırdı.
Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı. Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı. Beklediği kişinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi. Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam. Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü. Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. Sonunda kapı çalındı.

“Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya… İstediÄŸim ÅŸeyi, bir tek sizin dükkanınızda bulabileceÄŸimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım.”
“İstediÄŸiniz ÅŸeyin ne olduÄŸunu öğrenebilir miyim?”

“Bakın, ben ellibeÅŸ yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu. Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaÅŸtım galiba. Bu gerçeÄŸe tahammülüm yok. Ben bugune kadarki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?”

“Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanımda her ÅŸey mevcut. Ancak tam olarak ne istediÄŸinizi anlayabilmem için, bana geri istediÄŸiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?

Dükkan sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar. Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi:

“GeçmiÅŸ yaÅŸamımda birçok hata yaptım. Bunlar için piÅŸmanlık duyuyorum… Yanlış kararlar verdim, kayıplara uÄŸradım. Zamanı hovardaca harcadım. Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. PaniÄŸe kapıldım ve bir çare aramaya baÅŸladım. Dostlarımla konuÅŸmayı denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışsalarda faydası olmadı. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkanı’ndan söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beÅŸ yılımı bana geri verin.”

“Yani, siz piÅŸmanlık duyduÄŸunuz hayatınızı yeniden yaÅŸamak mı istiyorsunuz?”

“Elbette hayır. Söylemek istediÄŸim bu deÄŸil. Ben yalnızca kaybettiÄŸim yıllarımı geri istiyorum. EÄŸer bir ÅŸansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım.”

“Herhalde bunu çok istiyorsunuz.”

“Evet, hem de her ÅŸeyimi verecek kadar.”

“Peki, benim size vereceÄŸim elli beÅŸ yılın karşılığında siz bana ne verebilirsiniz?”

“Ne isterseniz”

“Sanki bunun için her ÅŸeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz.”

“Hiç kuÅŸkunuz olmasın. Åžu anda sahip olduÄŸum her ÅŸeyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin.”

Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendini sallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkanına gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi. Bu nedenle, yaşlı adam, pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu. Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı:

“Beyefendi, her ne kadar siz elli beÅŸ yıl karşılığında bana her ÅŸeyinizi vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek ÅŸey isteyeceÄŸim.”

“Dileyin benden ne dilerseniz.”

“BelleÄŸinizi…”

“Anlamadım?”

“BelleÄŸinizi dedim… Elli beÅŸ yılın yaÅŸantısını içinde barındıran belleÄŸinizi istiyorum.”

“Ah evet anladım. İlginç bir bedel… Kabul ediyorum. Tamam alın belleÄŸimi.”

“Emin misiniz?”

“Neden olmayayım? Elli beÅŸ yıl kazanacağım.”

“BelleÄŸinizi, içindeki her ÅŸeyle birlikte bu dükkanda bırakıp gideceksiniz. Elli beÅŸ yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız. Buraya neden geldiÄŸinizi bile…”

“Daha iyi ya! Her ÅŸeye yeniden baÅŸlayacağım. Zaten geçmiÅŸi hatırlamak istemiyorum ki!”

“O halde, korkarım elli beÅŸ yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime, bir baÅŸkası size yardımcı olur.”

“Hayır, hayır… Emin olun ki, ÅŸu dakika belleÄŸimi size barıkıp elli beÅŸ yılımı geri alacağım ve dükkanınızı, bir daha dönmemek üzere terk edeceÄŸim. Ve yine söz veriyorum, ÅŸu ana kadar yaptığım hataların hiç birini tekrar etmeyeceÄŸim.”

“İsterseniz baÅŸka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleÄŸinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz.”

Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.

“Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir ÅŸey hatırlamayacak mıyım? Sizinle konuÅŸtuklarımızı bile, öyle mi? Yani hiçbir ÅŸey mi? Buraya neden geldiÄŸimi, sizin kim olduÄŸunuzu ve hatta…!”

“Ne yazık ki !”

Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, yaşlı satıcı için, sessizliğin içinden çıkacak sesli bir çoşkunun habercisi gibiydi. Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı.:

“Sanırım ne demek istediÄŸinizi ÅŸimdi anlıyorum. EÄŸer elli beÅŸ yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. BelleÄŸimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediÄŸi bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına… Çok ilginç bir insansınız. Bana, Büyü Dükkanı’ndan almak istediÄŸimden çok farklı bir ÅŸeyle çıkacağımı söylemiÅŸlerdi de inanmamıştım. Ben, bugune kadarki yaÅŸamımı almak için gelmiÅŸtim, ancak bugünden sonraki yaÅŸamımı alıp gidiyorum. Size teÅŸekkür ederim.”

Bir ÅŸey deÄŸil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın.”

YaÅŸlı adam, müşterisini gözden kaybolana dek gülümseyerek izlerken, aklından Santayana’nın bir sözü geçiyordu:

GeçmiÅŸi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaÅŸamak zorunda kalırlar.”

Düşünmek ama mantıklıca
Kızmak ama keyifle
Şakalaşmak ama kırmadan
Gülmek ama kahkahayla, dolu dolu
Paylaşmak ama büyük haz duyarak
Hissetmek ama ta içimizde
Anlayış ama hiç esirgemeden
Dostluk ama en güzeli
Sonra dönüp geriye bakmak ama onurla…

Leave a comment!Add comment
« Previous Entries --
hikayeler Hikaye yemeklerden hikayeler
Ucretsiz Hizmetler
yemeklerden yemek tarifi turk chat sohbet yemek tarifleri yemek tarifi