• Hikayeler Ana Sayfasi
  • mIRC
  • Turkce mIRC
Subscribe to Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC
  • Yemek Sohbeti

    Sesli Chat Sohbet Muhabbet

    Yazili Muhabbet Mirc Chat Sohbet


    MircYukle Mircindir Mirc mRc
  • Kategoriler

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Din islam
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Ruya
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Web Araclari
    • Yazilar
  • Rastgele hikaye

    • Anne gozu Hikayesi
    • Haturla Haturla Fikrasi komik yazisi
    • Bir Zamanlar Uzayda
    • Benim Hayatim
    • Ask Hikayesi
    • Babaya Saygi
    • TRT Ankara Radyosu
    • Kamil Sonmez
    • Bulancak ilcesi Turkchat muhabbet sohbet chat mirc
    • Zabita
  • Bağlantılar

    • AnaSayfa
    • Gazeteler
    • hikayede
    • hikayelerden
    • mirc
    • mirc
    • mirc yukle
    • Sevgi
    • Sicakoda
    • sozler
    • turk Chat
    • Turk Chat
    • Video
    • yemek tarifi
  • Hikaye yemeklerden

  • Hikaye Son

    • Guvenli internet Donemi Basladi
    • Windows 8e klasik başlat menüsü
    • Türk-İş ve Türk Harb-İş kıdem tazminatı için ne dedi
    • Googleden Tarihi bir itiraf
    • içerik Yönetim Sistemleri CMS
    • Mugla sohbet Odalari
    • Akaryakita Alinan Vergilerde Avrupa Birincisiyiz
    • Yerli Uydu Uzaya Gonderiliyor
    • Sehit Siirleri Askerin Siiri
    • Tatli Siir Siirleri Siiri
    • Görünenin Ötesi programi
    • Corum Sohbet chat Muhabbet Mirc
    • Şarkılar Var Soner Arıca Şarkı Sözleri
    • Kamerali Sohbet Chat Muhabbet
    • Rize facebook face book feysbuk
  • Hikayeler

    anti-virus antivirüs asker Bartin Chat Bartin mirc Bartin Sohbet Bartin çet camfrog camfrog sohbet chat chat odalari chet facebook il chat Kimdir Makaleler mIRC mirc download mircdownload mirc indir mircindir mirclove mirc sohbet mircyukle mirc yukle Mrc muhabbet Nedir Sarki Sarki sozleri Sarki Sozu Seviyo Siir Siirler Sohbet Sohbet Odaları sohpet turkcet turkchat virüs arama virüs kaldırma virüs koruma virüs silme virüs temizleme çet
  • Sayfalar

    • mIRC
    • Turkce mIRC
  • Sitemizde Kimler Online

    • 0 Uye.
    • 11 Misafir.
  • Hikaye Menu

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Din islam
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Ruya
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Web Araclari
    • Yazilar
  • Meta

    • RSS
    • Yorumlar RSS
    • Wordpress Themes

Archive for the ‘Hikaye’ Category

Kas
25

iki elma

admin | Hikaye

Tarih 12 eylül ihtilalinin hemen sonraları…
Bir çok devlet kurumunun başında halen
asker kökenli insanlar bulunuyor.

Kayseri’ nin o zamanlar merkez köyü olan
şimdilerde metropol Melikgazi ilçesine
bağlı Nize köyü ve zamanın muhtarının
köye getirmeye çalıştığı telefon
santralinin bir hikayesidir bu aslında.

Muhtar defalarca müracaat etmesine rağmen
bir türlü köyüne telefon santrali getirilmesini
sağlayamamıştır. Ufak bir yer olduğu için de
konunun dedikodusu çok olmaktadır.

Köyün en büyük özelliği de insanlarının genelde
hep başka şehirlerde yaşıyor olmasıdır. İnşaat
ustalarının bol olduğu bir yöredir aynı zamanda.

Ve muhtar son bir umutla valizini hazırlamaya
başlar. Köyde yapılan dedikoduya bir son
verecektir artık. Ankara’ya gidecek,
gerekirse Genel müdürlükte yatacak
ama santrali getirecektir köye.

Valizini hazırladığını gören annesi,
iki elma uzatır muhtar oğluna.
“Al oğlum! Şu iki elmayı da yanına koy.”

Almak istemez muhtar, “git işine anne”
diyecek olur. Sonra, kalbi kırılmasın
diye alır elmaları valize koyar.

Ve çıkar yola; Ankara’ya zamanın
PTT Genel Müdürlüğüne varır.
Genel müdürlükteki bir çok personel,
gide gele orayı su yolu yapan
muhtarı tanımaktadır artık.

Özel kalemden eski bir asker emeklisi olan
genel müdürle görüşmek için randevu ister.

Genel müdür, muhtarın tekrar tekrar gelişinden
oldukça rahatsızdır. Kabul etmek istemez.
Epey bir müddet bekletir kapıda. Nihayet
odasına kabul ettiğinde yüksek bir sesle kızar
muhtara ; “Niye geldin yine muhtar, sen
olmazdan anlamaz mısın kardeşim?” diyerek
azarlar muhtarı. Muhtar ise; “Efendim bu benim
için çok önemli bir şey, köy halkına söz verdim,
santrali almadan gitmeyeceğim buradan. Aha bak,
valizimle geldim. Gerekirse burada yatacağım.”

Daha bir sinirlenen genel müdür; “Kardeşim sen
yoktan anlamaz mısın? Yok diyoruz sana yok…
Haydi, çıkar cebinden bana bir elma ver !”

Genel müdürün maksadı işin olmazlığını
izah etmektir. Muhtar güler, tam o sırada aklına
annesinin alması için ısrar ettiği iki elma gelmiştir.

Hemen valizini açar ve elmanın birisini
genel müdürün önüne koyar, diğerini de
kendisi yemeye başlar. Genel müdür
hayretler içindedir, hemen telefona sarılıp
Kayseri PTT Başmüdürünü arar;

“Aloo, şu an Nize köyü muhtarı yanımda,
bu adam Kayseri’ye varmadan köyüne
santral gidecek ! Muhtar Kayseri’ye
geldiğinde telefon edecek ve köyü ile
görüşme yapabilecek… Aksi takdirde
hiç birinizi orada görmek istemiyorum…”

Muhtar neşe içinde döner köyüne ve
giderken ısrarla: “Şu iki elmayı da yanına al !”
diyen annesinin eline sarılır, öper, öper, öper…

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Huzunlendirmiyor Beni Yoklugun

admin | Hikaye

Ben yarını düşünmeyi sevmem. Ne olacaksa hemen şimdi olsun isterim. Seveceksem şimdi, öpeceksem şimdi, susacaksam şimdi, güleceksem şimdi… Zaman bir kez geçer insanın eline, o anın bir daha tekrarı yoktur. Ne yaşarsan bir kere yaşarsın. Bu yüzden sevmem beklemeyi. Bu yüzden bekleyerek geçen zamana acırım. Ama bu kez bir şey oldu, bir şey…
Şimdi yarını beklerken hiç kızmıyorum. Sen yoksun ya, bugece de sensiz geçecek ya, ” olsun” diyorum, bizi bekleyen çok güzle günler var önümüzde… Nedir beni böylesine değiştiren şey? Nedir geleceğe dair umutlar beslememi sağlayan şey? Aşkın elbette… Başka acıklaması olabilir mi? Sen olmadan da keyif alarak yaşayabiliyorum. Bir yerine iki kadeh rakı içiyorum, biri senin için.

Sevdiğimiz şarkıları ard arda iki kez dinliyorum, biri senin için. Sabah uyanınca pencereyi açıp temiz havayı iki kere çekiyorum, biri senin için. Yokluğunda hayatı iki kişilik yaşıyorum. Yokluğunda hayata dair ne varsa yine seninle paylaşıyorum.
Özlemekse özlüyorum elbette… Hasret şarkılarını kim benden daha iyi söyleyebilir? Kim gökteki yıldızlara bakıp onları senin gözlerinin yerine koyabilir? Kimin yüzüne seni düşündükçe bir gülümseme yayabilir? Dedim ya değişiyorum diye, eskiden böyle koyu bir özlemin içinde oslaydım. İsyanın sığmazdı içime. Bir siyah hüznün içinde kıvranır dururdum, bitmek bilmezdi geceler. Şimdi öyle değil… Şimdi seni özlemek sevdamızın olmazsa olmaz parçasıymış gibi geliyor bana.

Son bahardayız ama ben ilk yazın sevinçini taşıyorum içimde ve biliyorum ki, hiç bitmeyecek baharı yaşayacağız birlikte. İşte bunun için hüzünlendirmiyor beni yokluğun.

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Allahim Onu Koru

admin | Hikaye

Genç adam, evinin alt katında marangozluk yapıyordu. Kapı ve pencere konusunda uzmandı. Fakat plâstik pencereler yaygınlaşınca, ahşap olanlara rağbet azaldı. Bu yüzden işler iyi gitmiyordu. Üstelik de çocukları büyümüş, biri hariç okula başlamıştı. Masrafları artınca, yanındaki kalfasına yol verdi. İşe biraz daha erken koyulur, yardımcıya ayırdığı parayı, çocukların harçlığına katardı.

Adam, bir gün çalışırken, elektrik kesildi. Ve uzun süre beklediği halde gelmedi. Aksi gibi, o akşam üzeri teslim etmesi gereken birkaç pencere vardı. Boş kalmayı sevmezdi. Planyayı yağladı, talaşları süpürdü. Biraz dinlenmek için eve çıkarken, sigortaya göz attı.

Eğer yanılmıyorsa, bu iş normal değildi. Biri gelip sigortayı kapatmış olmalıydı.
Şalteri kaldırınca, atölye aydınlandı. Tahminleri doğru çıkmıştı ama, bu işe bir anlam veremiyordu. Şaka dese, böyle bir şaka yapılmazdı. Kendisini kıskanacak bir düşmanı da yoktu.

İşe koyulduğunda, yine aynı şey oldu. Ama bu sefer suçluyu görmüştü. Oğlu, evden atölyeye bağlanan merdiveni sessizce inmiş ve sigortayı kapattığı sırada, babasını karşısında bulmuştu.

Adam, on yaşına gelmiş bir çocuğun böyle bir haylazlığını affedemezdi. Bütün günü, onun yüzünden mahvolmuştu. Bir kere yapmış olsa, ses çıkartmazdı. Ama tekrarlaması, hangi yönden bakılırsa bakılsın, büyük hataydı. Saçlarından yakalayıp sıkı bir tokat attı. Her şey onun iyiliği içindi. Belki vurduğu tokat, serseri olmasını engellerdi.

Adam, oğlunun gözyaşlarını görmezden geldi ve eve çıktıktan sonra, eşine dert yanarak:
- Bu çocuğun, okulda kimlerle düşüp kalktığını bilmemiz lazım!.. dedi. Eğer serbest bırakırsak, başımıza büyük dertler açacak!..

Adam, bir süre düşündü. Sonunda da en kolay yolu buldu. Oğlunun hiç aksatmadan tuttuğu günlüğünde, arkadaşlarına ait ip ucu olmalıydı. Eşi istemese de, ona kulak asmadı ve çocuğunun günlüğünü okumaya başladı.

Oğlu, en son sayfada:
“Bu gece kötü bir rüya gördüm!..” yazmıştı. “Atölyede çalışırken, babamı elektrik çarpıyordu. Allah’ım onu koru!.. Ben elimden geleni yapacağım!..”

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Cay Sekeri

admin | Hikaye

Deli , kahveye girdiginde soluk solugaydi. Bos bir masaya oturup ocaga
seslendi :
- Bana bir çay!..
çay geldi , sekerleri atip karistirdi. Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip
karistirdi, yeniden istedi. Garson :
- Sekiz seker koydun çaya, dedi saskin saskin,
- Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor!.

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Miss Maynell

admin | Hikaye

John Blanchard banktan ayağa kalktı, askeri üniformasını
düzeltti ve ana terminale giden insan kalabalığını inceledi.
Yüzünü değil,ama kalbini tanıdığı ve üzerinde gül olan kızı aradı.
Ona olan ilgisi 13 ay önce, Florida kütüphanesinde
başlamıştı.Raftan aldığı bir kitabin içindeki yazılar değil ama
kenarında gördüğü,kurşun kalemle yazılmış bir not onu etkilemişti.
Yumusak el yazısı düşünceli bir ruhu ve akıllı bir zekayı
hissettiriyordu. Kitabin ön yüzünde, ilk sahibinin adini farketmisti:
Miss.Hollis Maynell.
Uzun zaman çaba harcayarak adresini bulmuştu. NewYork’ta
yaşıyordu.Ona kendini tanıtan bir mektup yazdı ve yazışmayı teklif etti.
Bir sonraki gün II. Dünya Savaşına katılmak için denize
açılmıştı.Sonraki bir yıl ve bir ay boyunca her ikisi de posta
yoluyla birbirlerini daha iyi tanidilar.Her bir mektup,verimli bir
tarlaya atılan tohum gibi kalplerinde bir aşk doğurdu.
Blanchard bir resim göndermesini rica etti,fakat o göndermeyi
reddetti.
Eger gerçekten kendisi ile ilgileniyorsa,neye benzediğinin
önemli olmayacagini düsünmüstü.
Avrupa’dan dönme vakti geldiginde, ilk bulusmalarini
kararlastirdilar: New York terminali saat:19.00
“Beni üzerimdeki gülden taniyacaksin.”diye yazmisti kiz.
Böylece saat 19.00′ da kalbini sevdiği fakat yüzünü
görmediği kızı ariyordu.Size Mr. Blanchard ‘in agzindan neler
olduğunu yazıyorum:

Genç bir bayan bana dogru geliyordu. Ince ve uzun boyluydu.
Sari saçlari mükemmel,kulaklarının arkasından dalgalar halinde
sirtina uzaniyordu. Gözleri çiçekler gibi maviydi.
Dudaklarinin ve çenesinin narin bir sertligi vardi ve soluk
yesil elbisesi içersinde canlanan ilkbahar gibiydi.
Gül tasimasi gerektigini unutarak ona dogru hamle yaptim.
Hareket ettiğimde,dudaklarında küçük kışkırtıcı bir gülümseme
belirdi ve “Benimle mi geliyorsun, denizci?”diye mirildandi.
Tamamen iradem disinda ona dogru bir adım daha attım ve
o zaman Hollis Maynell’i gördüm. Tam olarak kizin arkasında
duruyordu.
Kirk yasini geçmis, gri saçlarini yipranmis bir sapka altina
saklamis bir kadındı.
Sismandi ve kalın bilekli ayakları alçak topuklu ayakkabıların
içine zor girmişti.
Yesil elbiseli kız hisli bir şekide uzaklaşıyordu.
Kendimi ikiye bölünmüs gibi hissettim.
Onu takip etme arzum çok güçlüydü ve ayni zamanda
ruhu benimle arkadaslik etmis ve destek vermis kadina
karsi duydugum özlem de çok derindi. Ve orada duruyordu.
Onun soluk, sisman surati kibar ve duyguluydu.
Gri gözleri sicak ve pariltiliydi. Tereddüt etmedim.
Parmaklarim onu bana tanitan küçük, mavi eski kitabi sikiyordu.
Bu ask olamazdi, ama özel bir sey olabilirdi.
Belki asktan daha güzel bir sey, mükemmel bir arkadaslik
olmaliydi bu.
Duydugum hayal kirikliginin sesimi bogmasina ragmen, omuzlarimi
kaldirip, onu selamladim ve kitabi uzattim.
“Ben Lieutenant John Blanchard, ve siz de Miss. Maynell olmalisiniz.
Benimle bulusabildiginize çok sevindim. Sizi yemege davet
edebilir miyim?”
Kadinin surati toleransli bir gülümse ile genisledi.
” Bunun ne oldugunu bilmiyorum, oglum.”
Diye cevap verdi. “fakat demin yanindan geçen yesil giysili
kadin, bu gülü yakama takmam için israr etti. Ve eger beni
yemege davet edecek olursan, caddenin karsisindaki büyük
restaurantta seni bekliyor olacagini söyledi.
Bunun bir çesit test oldugunu da söyledi”
Anlamak zor degil ve Miss. Maynell’in zekasina hayranim.
Kalbin gerçek degeri çekici olmayana verdigi cevap ile anlasilir.
“Bana kimi sevdigini söyle, sana kim oldugunu söyleyecegim.”

Leave a comment!Add comment
« Previous Entries --
hikayeler Hikaye yemeklerden hikayeler
Ucretsiz Hizmetler
yemeklerden yemek tarifi turk chat sohbet yemek tarifleri yemek tarifi