• Hikayeler Ana Sayfasi
  • mIRC
  • Turkce mIRC
Subscribe to Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC
  • Yemek Sohbeti

    Sesli Chat Sohbet Muhabbet

    Yazili Muhabbet Mirc Chat Sohbet


    MircYukle Mircindir Mirc mRc
  • Kategoriler

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Din islam
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Ruya
    • Saglik
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Web Araclari
    • Yazilar
  • Rastgele hikaye

    • Hz Muhammedin Selami
    • Rize facebook face book feysbuk
    • Duvar Yazilari
    • Technorati
    • Kim Kor
    • Titreten Dua
    • On iki mart komik
    • Sehitler Olmez
    • politika nedir
    • Avast Home Edition
  • BaÄŸlantılar

    • AnaSayfa
    • Gazeteler
    • hikayede
    • hikayelerden
    • mirc
    • mirc
    • mirc yukle
    • Sevgi
    • Sicakoda
    • sozler
    • turk Chat
    • Turk Chat
    • Video
    • yemek tarifi
  • Hikaye yemeklerden

  • Hikaye Son

    • Diyarbakir Sohbet Chat
    • Dis ve Agiz Sagligi Nasil Korunabilir
    • Guvenli internet Donemi Basladi
    • Windows 8e klasik baÅŸlat menüsü
    • Türk-İş ve Türk Harb-İş kıdem tazminatı için ne dedi
    • Googleden Tarihi bir itiraf
    • içerik Yönetim Sistemleri CMS
    • Mugla sohbet Odalari
    • Akaryakita Alinan Vergilerde Avrupa Birincisiyiz
    • Yerli Uydu Uzaya Gonderiliyor
    • Sehit Siirleri Askerin Siiri
    • Tatli Siir Siirleri Siiri
    • Görünenin Ötesi programi
    • Corum Sohbet chat Muhabbet Mirc
    • Åžarkılar Var Soner Arıca Åžarkı Sözleri
  • Hikayeler

    anti-virus antivirüs asker Bartin Chat Bartin mirc Bartin Sohbet Bartin çet camfrog camfrog sohbet chat chat odalari chet facebook il chat Kimdir Makaleler mIRC mirc download mircdownload mirc indir mircindir mirclove mirc sohbet mircyukle mirc yukle Mrc muhabbet Nedir Sarki Sarki sozleri Sarki Sozu Seviyo Siir Siirler Sohbet Sohbet Odaları sohpet turkcet turkchat virüs arama virüs kaldırma virüs koruma virüs silme virüs temizleme çet
  • Sayfalar

    • mIRC
    • Turkce mIRC
  • Sitemizde Kimler Online

    • 0 Uye.
    • 12 Misafir.
  • Hikaye Menu

    • Ask Hikayeleri
    • Bilim Kurgu Hikayeleri
    • chat
    • Devlet Adresleri
    • Din islam
    • Dini Hikayeler
    • Dramatik Hikayeler
    • Fikralar
    • Gazeteler
    • Gercek Hikayeler
    • Gerilim Korku
    • Haberler
    • Hikaye
    • Hikayeler
    • Kimdir
    • Klasik Hikayeler
    • Komik Hikayeler
    • Makale
    • Mesajlar
    • mIRC
    • Muhabbet
    • Nedir
    • Program
    • Radyolar
    • Romantik Hikayeler
    • Ruya
    • Saglik
    • Sarki Sozleri
    • Siir
    • Siirler
    • Sohbet
    • Sozler
    • Web Araclari
    • Yazilar
  • Meta

    • RSS
    • Yorumlar RSS
    • Wordpress Themes

Archive for the ‘Hikaye’ Category

Kas
25

Yarim Kalan Ask

admin | Hikaye

Nekadar uzun zaman geçti ben bile sayamadım yılları.Hani bir yaz akşamıydı,simsiyah gözlerin gözlerimin içinde ,belki sussam,o dakika ağlıcaktın karşımda çocuk gibi,ben sana elveda derken öylece baktın ardımdan ben giderken..Arkamı döndüğümde ben de ağladım,biliyormusun nerden bileceksin ki neden sana veda ettiğimi,neden bırakıp seni ve o güzelim İstanbul`u bırakıp gittiğimi nerden bileceksin.
Dur anlatayım sana yıllar sonra, ben o zaman yirmibir sen yirmi yaşındaydın benim doÄŸum günü partimdi,sen sahnede ÅŸarkı söylüyordun.Benim gözümde yaÅŸlar vardı, arkadaÅŸlarım zorla getirmiÅŸlerdi o gece oraya bilsem sonumuzu gelirmiydim hiç.Gece uzundu sabaha kadar sahildeydik hani,hep beraber o kadar kiÅŸi içinde bana gözlerime bakarak söylediÄŸin o ÅŸarkı varya hala kulaklarımda sana sevdiÄŸim diyemem yalan yalan vallahi yalan inanki yalan…dememeliydin ve beni sevmemeliydin ben zaten evli ve bir çocuÄŸu olan biriydim.beÅŸikkertmemdi benim kocam hiç bir zaman senin gözlerin gibi bakmadı onun gözleri benim gözlerime,ama yinede ben onundum ve gitmeliydim.hiç yaÅŸanmamış aÅŸkım elveda..

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Kum saati

admin | Hikaye

GüneÅŸ’in sönmekte olan bir kor gibi kızıla boyandığı
saatlerdi,o’na ilk rastlayışım.Her günü noktalayışta sahile geliÅŸi,batan
GüneÅŸ’e bakan gözlerindeki telaÅŸ; azalan umutlarından olmalıydı.”Her insan
ayrı bir romandır,okumayı bilene”demiÅŸti eski bir dostum.Ne kadar çok
sevsemde kitap sayfalarının kokusunu,yaşayan hala bitmemiş bu romanlar
kitaplardan çok çekerdi beni.O an yani o’nu ilk gördüğüm gün bitiminde
içimden;”iÅŸte yeni sayfalarla dolu okunmamış bir roman duruyor
karşımda”diye düşünmüştüm.Beni farketmemiÅŸti yada ÅŸimdi düşününce, bana öyle
gelmişti o an. Güneş,deniz ve martılar dışında bir şey görmeye niyetli
değil gibiydi gözleri.Yüzü bir meleği andırıyordu,tüm bu kızıl-mavi renk
deryası içinde;beyazaçalan bir şeyler vardı onda. Gözlerim birer
fotoğraf mekinasına dönüşmüştü zamanla, beynimse not defterimdi.Hayattan
çalabildiğim her kareyi,her satırı kar sayardım.Bunu bir gün-yazacak
cesareti bulursam-bir başka hikayemde anlatacağım,adını bile bilmediğim ve
herkezin ona KADIN diye seslendiÄŸi;büyükada’da yokluk içinde ama
hepimizden çok hayata dahil olarak yaşayan o rum kadınından öğrenmiştim.

ÇarÅŸaf gibi denize ÅŸavkı vuran güneÅŸ’in kızılı yaksada
yüzünü,gözlerini;birşeyleri hala bembeyaz kılıyordu,içimdeki ilk resminde
varlığını.Haklı olup olmadığımı bilemezdim o zamanlar elbette.Oysa şimdi
,yıllardan sonra geçmişteki resminde solmadan kalabilen varlığı
ispatlıyor haklı oluşumu bana.

Elleri dikkatimi çekmiÅŸti.Avuçlarındaki bir yudun kum’u ;saÄŸ elinden
sol eline,oradan eski yerine döndürüp dururken,kum saati misali
birşeyleri bekliyor yada, kovalıyor olmalı zamanları diye
düşünmüştüm.Dudakları martı kanadı gibi kıvrımlıydı.Kirpikleri;balıkçıların denizden yeni
çektiÄŸi balık aÄŸları gibi ıslak…Bu suskunluÄŸu,bu bedenini
terkedip;daldığı ufuklara yol almış ruhuyla,aklıma bir yığın sorunun üşüşmesine
sebep olmuştu.Ve yine bu hali değilmiydi ard arda orda onunla günleri
deviriÅŸime sebep olan?!…Belki o’da biliyordu orda olduÄŸumu,günlerce
sahilde zamanı kovalayışı;” Ne zaman bulacaksın beni?” diye
bekleyişiydi.Şimdi bunca zamandan sonra,onun bir istiridye olduğunu ve bana içindeki
inciyi sunduğunu söylemem kolay.Zor olansa ilk günden daha bunu
hissettiğimi sizlere açıklamak.Bu yüzdendir kurgularımda zamansal hatalardan
korkuşum ve bazı konuları uzatıp atmosferi dağıtışım.Kendini bildi bileli
yazan bu şahıs,hala yetecek doğru kelimeleri bulamamışken,nasılda
azimle cebelleşiyor kalemiyle bilseydiniz;yazmak bu denli zor zanaat olmazdı
belki.Korkmayın birgün biterse bu öykü ve inanırsam sadece okunmakla
kalmayıp anlaşılacak satırlarım,satır aralarında yazarak
anlatamadıklarımdan kalanlar;hikayeden kopuk bunca ayrıntı arıtılıp dip not olarak
sayfa sonuna yada kitap sonuna ekleneceklerdir.Çoğunuz sadece hikayeye
ehemmiyet verip es geçecesenizde bu kısmını yazılanların,mecburum
yazmaya.İlgilenme ihtimali bulunan bir avuç insan için!

İlk güne dönüp,uzun uzun o günde kalmak isterdim,satırlarımda
hiç olmazsa.Ama bilirim takılı kalmış plakları kimse sevmez en güzel
şarkıda olsa tekrarlanan.Bu yüzden sizler özetini okuyup geçerken,ben o
resimlerle kaplıyor olacağım zihnimin duvarlarını.Zira ancak o güne
dönmekle mümkün olurdu değiştirmem hikayemin yazgısını.Mümkün değil
farkındayım,işte bu yüzden yazıyorumya;hiç olmazsa sizler geçmişinize takılı
kalmayın diye paylaşıyorum hikayemi.

Tesadüfmü , yazgımı bilinmez aynı sahilde ve yalnız
oluşumuz.Hayatta anlamlandıramadığımız,şu kıt beyinlerimizde yarım kalmaya mahkum
sorularınıza ek olarak kalacak bu yanıtsız soruda çaresiz.O oradaydı
işte ve bende onun biraz arkasında.Farkedermiydi başkaları olsa
derseniz?!…Adım gibi emin bir HAYIR! kopup gelir ÅŸu an satırlarıma
derinlerimde biryerlerden.Saçları deniz kızlarının saçları gibi belini
okşuyordu.Denizin durgunluğuna inat dalga dalgaydı.Kızıl sanmıştım ilk
bakışta.Güneşmiş aldatan gözlerimi oysa.Başak sarısı saçları varmış meğer.
Unutmamaya and içmişim bir kez ona ait hiçbir şeyi.Bu gün gibi aklımda
omuzlarını açıkta bırakan turkuvaz rengi elbisesi.Ayakları çıplaktı.Denizle
kumsalın oynaştığı o incecik çizgide sakin dalgalar secde eder gibi
ayaklarına kapanıp duruyordu.O’nu izlemeye o kadar dalmıştımki kaçırmıştım
güneşin gidişini gözlemeyi.Şimdi,Güneş her günün sonunda batıyor ,ama o
resmi bir daha çekemem diyorum kendime.

Güneş tamamen sönünce ayağa kalkar ,aklanmış gibi huzurlu adımlarla
uzaklaşırdı yanına aldığı suskunluğuyla.Bir başka yerde görsem
tanımazdım belki ,vazoda koparılmış bir çiçek gibi yavan gelirdi varlığı
bana.Kaç gün izlemekle yetindim onu o günden sonra hiç saymadım.Hatırladığım
yağmurlarınyağmaya başladığıdır.Korkmuştum bir daha gelmez diye ama o
yine beni şaşırtmış,yine farklılığıyla avutmuştu bilmedende
olsa.Alışmanın en kolay,alışkanlıkların terkedilmesinin en zor olduğunu vurmuştu
yüzüme.Günlerimi gün batımlarının birkaç dakikalık mahremiyetine sattığım
zamanların yokluğuna alışamadığım alışkanlığı hala içimde dipsiz bir
kuyudur ÅŸimdi.O’nu izlerken en çok gözleri olabilmeyi dilediÄŸimi
anımsıyorum. Dalıp gittiği ufuklarda benim göremediğim neleri buluyordu hiç
öğrenemedim.ben o’nu izlerken o neleri izliyordu bilmiyorum hala.BildiÄŸim
benim gözlerim,günlerim,düşüncelerim ;melek kanatlı bir denizkızına
takılı kalmıştı.O neden takılı kalmıştı gün batımlarına?Nelerden aklıyordu
kendini?Beklediği yada kaçtığı neydi?Her yenigün sorularıma soru
eklemekten baÅŸka ne getiriyorduki o günlerde bana?…

Sayısını bilmediğim günlerböylesi tuhaf sarhoşluklar
içersinde geçip gitmişti işte.Ta ki soruların altında ezilen ruhum isyan edene
kadar.Bir gün anladım,tek başıma bir yere varamayacağımı.Takdir
edersiniz ki ne günü,ne ay’ı,ne mevsimi bilir haldeydim.Uzun zamandan sonra
mı,yoksa her bir anı bir ömre bedel bulduğumdanmı bana öyle gelmişti
bilmem;bir gün adımlarım oyuna gelip yanında buldum kendimi.Ansızın öyle
bir baktıki gözleri,gözlerimin ta içine,kendimi tatlı düşlerini bölen
davetsiz kabuslardan saydım.Şimdi bunun kendi kendime uydurduğum bir
bahane olduğunu söylememin kime -özelliklede bana-ne faydası var.Utanmıştım
mahremiyetine yüzsüzce el sürüşümden. O gün gözleriyle
mühürleyivermişti dilimi,ben sadece başımı önüme eğip kaçmıştım suçlu gibi.Şimdi o
günden kalma utancım farklı. Beni ona götüren ayaklarım kadar yürekli
olamayışıma hayıflanıyorum geç kalmış bi halde….

Aklımca kendimi cezalandırmış, ertesi gün gitmemiştim
sahile.İşte o günü delirmeden atlattığıma göre çok görmeyin hayata kafa tutuşumu
.Tanrım nasıl durmuştu saatler ,hiçbir şey avutmayı bilmiyordu o gün
.Bir türlü gelmiyordu yarın.Ne aptalmışım!…Ve yine delirmemek içindi
ertesi gün saatler öncesinden gidip onu bekleyişim.Yine zaman oyun
oynuyor ,dalga geçiyordu benimle.İşine geldimi dururdu zamanlar duvar gibi
,tıpkı canı istedimi dört nala gidişi gibi !İşte birkaç saat öncesindemi
ordaydım,yoksa birkaç ömrümümü orda harcadım hiç sormayın.Saatler
geçti,güneÅŸ söndü çaresiz denizde.O gelmedi!…Denizin suyu
tükenipte,kuruyan güneş hiç bişey olmamış gibi bir daha doğmasın diye ne çok
ağlamıştım.Günler gelip geçti herşeye rağmen.Güneş defalarca yandı ,söndü
onsuz.Ve ben içimde kalan son bir damla umuda dört elle sarılıp bekledim.Bu
kez o beni rüyalarımdan uyandırsın diye bekledim….Olmadı,gelmedi bir
daha!

Åžimdi “hani sana verdiÄŸi inci?” diyeceksiniz.”Bir tek kelime,bir
küçük dokunuÅŸ bile vermemiÅŸ”diyeceksiniz.DoÄŸrudur,haklısınız belki bu
hikayede yabancı olduğunuz için böyle düşünmekte.Ama ben içimde kalan
resmine bakarken,o kum saati ellerinde zamanın boşa akıp gidişini
izleyenin sadece ben olduğumu farkediyorum yıllardan sonra.Ve bana bunu
farkettirdiği için onu hala unutamıyorum.O hala bende sayfalarını merak
etmekle yetinmeye kendimi mahkul bıraktığım kalın bir roman.O kum saatini
kırıp,birlikte uyanacağı kişiyi bekliyordu besbelli,bense onunla uyumayı
seçmiştim .Yaşamak dururken neden merakına kapılmıştım düşlerinin
bilmiyorum?Neden günlerce sonsuzmuş gibi avuçlarında ki zamanın akıp
gidişine seyirci kalmıştım?Belkide okumadım sandığım romanı bunu anlamamı
saÄŸlamıştır kim bilir?!…

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Huzur icinde Yat

admin | Hikaye

Donna’nın dördüncü sınıf öğrencileri geçmiÅŸte gördüğüm sınıflardan farklı deÄŸilmiÅŸ gibi görünüyorlardı. Öğrenciler beÅŸ sıra olarak sıralanmiÅŸ altı sırada oturuyorlardı. Öğretmen masası en önde öğrencilere bakıyordu. Panoda öğrencilerin çalışmaları asılıydı. Bir çok açıdan geleneksel bir ilkokul havası hissediliyordu. Yine de sınıfa ilk girdiÄŸimde bir ÅŸey bana farklı görünmüştü. Belirli bir heyecan söz konusuydu. Donna, emekliliÄŸine sadece iki yıl kalmış, Michigan’da küçük bir kasaba öğretmeniydi. Ayrıca benim tarafımdan bölge çapında düzenlenmiÅŸ personel geliÅŸtirme projesine gönüllü olarak katkıda bulunuyordu. EÄŸitim sürecinde öğrencilerin kendilerini iyi hissetmeleri ve yaÅŸamlarının sorumluluÄŸunu üstlenmeleri baz alınıyordu.

Donna’nın iÅŸi eÄŸitim sürecine katılmak ve sunulan kavramları uygulamaya koymaktı. Benim iÅŸim ise, sınıf ziyaretleri yapıp, uygulamaya hız kazandırmaktı. Arka sıralardan birine oturdum ve izlemeye koyuldum. Bütün öğrenciler birÅŸeyler yazıp karalıyorlardı. Benim yanımda oturan on yaşındaki kız öğrenci kağıdını “ben yapamam” cümleleriyle doldurmuÅŸtu. “futbol topunu kaleye gönderemem.” “üçlü sayılarla bölme iÅŸlemi yapamam. “Debbie’nin beni sevmesini saÄŸlayamam.”

Sayfanın yarısı dolmuÅŸtu ve yazmaktan bıkmışa benzemiyordu. Kararlılıkla ve ısrarla yazmaya devam ediyordu. Öğrencilerin defterlerine bakarak sıraların arasında yürümeye baÅŸladım. Hepsi de cümleler yazıyorlar ve yapamadıkları ÅŸeyleri tanımlıyorlardı. “on atış üst üste yapamam.” “sol alanda vuruÅŸ yapamam.” “bir kurabiye ile yetinemem.” O anda egzersiz bende merak uyandırdı. Öğretmene ne olup bittiÄŸini sormaya karar verdim. Yanına yaklaşınca öğretmenin de yazmakla mesgul olduÄŸunu gördüm. En iyisinin rahatsız etmemek olduÄŸuna karar verdim. “John’un annesini zorla veliler gününe getiremem.” “kızımdan arabaya benzin koymasını isteyemem.” “Alan’dan bileÄŸini deÄŸil, kelimeleri kullanmasını isteyemem.” Öğretmenin ve öğrencilerin “yapabilirim” türü olumlu cümleler kurmak yerine neden böyle bir olumsuzluÄŸa saplandığı düşüncesine karşı savaÅŸ verirken oturduÄŸum sıraya geri döndüm. Yeniden etrafımı izlemeye koyuldum.

Öğrenciler bir on dakika daha yazmaya devam ettiler. ÇoÄŸu kağıtlarını doldurmuÅŸ, baÅŸka kağıda geçmiÅŸti. Donna, “elinizdeki kağıdı bitirin, ama baÅŸka bir kağıda geçmeyin.” diye seslenerek egzersizin sonuna geldiklerini vurguladı. Öğrencilere kağıtlarını ikiye katlamalarını ve teslim etmelerini söyledi. Öğrenciler kaÄŸitlarını öğretmen masasının üzerindeki boÅŸ ayakkabı kutusunun içine koydular. Bütün kağıtlar toplanınca Donna kendi kağıdını da kutuya koydu. Kutunun kapağını kapadı. Kutuyu kolunun altına aldı ve kapıdan çıkıp koridorda ilerledi. Öğrenciler öğretmenin peÅŸinden giderken ben de öğrencilerin peÅŸine takıldım. Koridorun ortasında yürüyüş tamamlandı. Donna güvenlik odasına girdi ve elinde bir kürekle dışarı çıktı. Bir elinde kürek bir elinde ayakkabı kutusu öğrenciler arkasında bahçenin en uzak köşesine doÄŸru yol aldılar. Ve kazmaya baÅŸladılar. “yapamam” cümleciklerini gömeceklerdi!

Kazma iÅŸlemi yaklaşık on dakika sürdü, çünkü bütün öğrenciler sırayla kazıyorlardı. Çukur bir-bir buçuk metre olunca kazma iÅŸlemi sona erdi. “yapamam” cümlecikleri kutusu çukurun dibine kondu ve üzeri toprakla örtüldü. Otuz bir tane on – on bir yaÅŸ çocuÄŸu, yeni kazılmış çukurun başında bekleÅŸiyorlardı. Her birinin bir metre aÅŸaÄŸidaki kutunun içinde en az bir sayfa süren “yapamam” cümlecikleri vardı. Öğretmenin de öyle. Donna, “kızlar, erkekler elele tutuÅŸun ve başınızı eÄŸin.” diye seslendi. Öğrenciler sözüne uydular. Çukurun başında halka oluÅŸturdular, elleriyle sımsıkı bir baÄŸ oluÅŸturdular. BaÅŸlarını öne eÄŸip beklemeye baÅŸladılar. Donna konuÅŸmasına baÅŸladı:

“ArkadaÅŸlar, bugün burada ‘yapamamlar’ anısına toplandık. Yeryüzünde bizimle birlikteyken bir ÅŸekilde hepimizin hayatına girdi; kimimizinkine az, kimimizinkine çok… Adı her okulda, her toplantı salonunda, hatta Beyaz Saray’da bile anıldı. ‘Yapamamlar’ı sonsuz uykusuna göndermeye karar verdik. Erkek ve kız kardeÅŸleri ‘yapabilirim’, ‘yapacaÄŸim’ ve ‘yapıyorum’ hayatlarına devam ediyorlar. Onlar ‘yapamamlar’ kadar ünlü, güçlü ve kuvvetli deÄŸildirler. Belki birgün sizin de yardımınızla dünyaya ayak izlerini bırakabilirler. İnsallah, ‘yapamamlar’ huzur içinde yatarlar. İnsanlar onlar olmaksızın hayatlarına devam edebilirler. Amin!”

Bu methiyeyi dinlerken öğrencilerin hiç birinin bugünü unutamayacaklarını düşündüm. Bu aktivite oldukça sembolik bir anlam taşıyordu. Gerek bilinçten, gerekse bilinç dışından asla silinmeyecek bir beyin egzersizi gibiydi. ‘Yapamam’ cümlecikleri yazmak, onlari gömmek ve methiye dinlemek… Bunların hepsi de öğretmenin gayretleri ile gerçekleÅŸmiÅŸti. Methiyenin sonunda öğrencilerini etrafında topladı ve onları sınıfa götürdü. ‘Yapamamlar’ın ebediyete intikalini keklerle, patlamış mısırlarla ve meyve sularıyla kutladılar. Kutlamaların bir parçası olarak, Donna kalınca bir kağıttan mezar taşı kesti. En üste ‘yapamam’ı, en alta o günün tarihini yazdı. Kağıttan yapılmış mezar taşı o yılın anısına Donna’nın sınıfına asıldı. Nadiren de olsa öğrencilerden biri unutup, ‘yapamam’ dediÄŸinde Donna bunu gösterdi. Ögrenciler de böylece ‘yapamamlar’ın öldüğünü hatırlayıp, yeni cümle kurmak zorunda kaldılar. Donna’nın öğrencilerinden biri deÄŸildim. O benim öğrencilerimden biriydi. Yine de o gün ben ondan ömür boyu unutamayacağım bir ders aldım. Åžimdi yıllar geçmesine raÄŸmen, ne zaman ‘yapamam’ gibi bir cümle duysam, dördüncü sınıf öğrencilerinin düzenlediÄŸi cenaze merasimi gelir aklıma. Ben de öğrenciler gibi ‘yapamamlar’ın öldüğünü anımsarım.

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Gorememisti

admin | Hikaye

Henüz 18 yaşındaydı, hayatının baharındaydı ama çaresi olmayan bi kanser hastalığına yakalanmıştı, gitmedik hastane gitmedik doktor kalmamıştı ölecekti, son günlerini evinde geçiriyordu o ve annesi başka kimsesi yoktu, annesi oğlunun bu halini gördükçe içi parçalanıyordu ama yapacak bişey yoktu.
Çocuk evde oturmaktan iyice sıkılmıştı, bi gün sokaÄŸa çıkmaya karar verdi ve çıktı, vitrinlerin önünden geçerken gözleri birden bi cd dükkanının içindeki güzel bi kıza iliÅŸti hani ilk görüşte aÅŸk derler ya öyle vurulmuÅŸtu kıza, hemen içeri girdi, kız gülümseyerek buyrun dedi nasıl yardımcı olabilirim? çocuk ordan rastgele bi cd gösterip almak istediÄŸini söyledi. kız cd yi alıp arka tarafta paketleyip çocuÄŸa getirdi çocuk cd yi alıp koÅŸarak evine gitmiÅŸti. o gece hiç uyuyamamıştı hep o kızı düşünmüştü. sonraki gün sabah erkenden yine o dükkana gitti ve tekrar rastgele bi cd aldı, kız yine cd yi arkada paketleyip çocuÄŸa getirdi, çocuk cd yi alıp yine koÅŸa koÅŸa evine gitmiÅŸti…. günler haftalar hep böyle devam ediyordu ama çocuk artık dayanamıyordu kızla konuÅŸmak istiyordu ve buna cesareti yoktu sonunda annesine açıldı ve kızı sevdiÄŸini söyledi, anneside git konuÅŸ dedi anlat ona elbet dinler seni demiÅŸti.
Çocuk diÄŸer gün sabah erkenden tekrar o dükkana gitti yine rastgele bi cd aldı, kız cd yi arkada paketlerken, çocuk elinde; MERHABA, EÄžER SİZCE Bİ SAKINCASI YOKSA YARIN AKÅžAM DIÅžARDA YEMEK YİYEBİLİRMİYİZ; yazılı kağıdı kasanın yanına gizlice bırakıp cd sini alıp koÅŸarak dükkandan çıkmıştı kağıdın altınada ev telefonunun numarasını yazmıştı. Evde sabırsızlıkla aramasını bekliyordu aradan iki gün geçmiÅŸti kız yeni görmüştü o kağıdı, hemen çocuÄŸun evini aradı, telefona annesi çıkmıştı, çocuÄŸu sordu kız, annesi duymadınızmı dedi.. AÄŸlamaklı bi sesle oÄŸlum dün vefat etti, kanser hastasıydı… Kız olduÄŸu yerde yıkılıp kalmıştı.
aradan haftalar geçmiÅŸti ve bi gün annesi oÄŸlunun odasına girdi, dolabın içinde açılmamış bir sürü cd paketi görmüştü, eline alıp tek tek açıyordu cd leri, sonra bi baktı ki bi cd paketinin içinde küçük bi not, kız yazmış, SELAM SİZ ÇOK TATLI BİRİSİSİNİZ Bİ AKÅžAM BENİ GEZMEYE DAVET EDERMİSİNİZ, SEVGİLER AÇELYA.. sonra bi baÅŸka paketin içindede bi not görmüş, SELAM HADİ AMA BU GECE DAVET EDİN BENİ SEVGİLER AÇELYA….. Ama çocuk o paketleri açmadığı için görememiÅŸ…

Leave a comment!Add comment
Kas
25

Anka Kusu

admin | Hikaye

Rivayet olunur ki, kuÅŸların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi AÄŸacı’nın dallarında yaÅŸar ve her ÅŸeyi bilirmiÅŸ…

KuÅŸlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. KuÅŸlar dünyasında her ÅŸey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuÅŸkulanır olmuÅŸlar ve sonunda umudu kesmiÅŸler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuÅŸ sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuÅŸ. Simurg’un var olduÄŸunu anlayan dünyadaki tüm kuÅŸlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermiÅŸler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiÅŸ. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aÅŸmak gerekirmiÅŸ. KuÅŸlar, hep birlikte göğe doÄŸru uçmaya baÅŸlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuÅŸ.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

baykuş yıkıntılarını özlemiş,

balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beÅŸ vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “ÅŸaÅŸkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yokoluÅŸ”ta bütün kuÅŸlar umutlarını yitirmiÅŸ… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuÅŸ kalmış.

Simurg’un yuvasını bulunca ögrenmiÅŸler ki;

“SİMURG ANKA – Otuz KuÅŸ” demekmiÅŸ.

Onların hepsi Simurg’muÅŸ. Her biri de Simurg’muÅŸ. Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, ÅŸaÅŸkınlık ve yokoluÅŸu da yaÅŸadıktan
sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Åžimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…

Leave a comment!Add comment
« Previous Entries -- Next Entries »
hikayeler Hikaye yemeklerden hikayeler
Ucretsiz Hizmetler
yemeklerden yemek tarifi turk chat sohbet yemek tarifleri yemek tarifi