<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hikayeleri hikayeler hikaye Chat Sohbet mIRC &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://hikaye.yemeklerden.com/hikaye/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hikaye.yemeklerden.com</link>
	<description>Dini hikayeler, Gercek Hikayeler, hikaye ekleme, Erotik hikayeler, Odev, Saglik, Kim, Kimdir, nedir hepsi Burada</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Dec 2011 09:33:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Kurnaz Hoca</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/kurnaz-hoca.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/kurnaz-hoca.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 22:45:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[hoca kadınlara vaaz verir kadınlardan birisi sorar- hocam doktorla birlikte olursam cezası kaç yıl -5 yıl demiş hoca ardından başka bir kadın-peki hocam avukatla birlikte olursam -3 yıl demiş hoca ardın dan başka birisi -hocam hocayla yatarsak kaç yıl hoca gülmüş -seni gidi seni cennete mi gitmek istiyosun]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>hoca kadınlara vaaz verir kadınlardan birisi sorar- hocam doktorla birlikte olursam cezası kaç yıl<br />
-5 yıl demiş hoca<br />
ardından başka bir kadın-peki hocam avukatla birlikte olursam<br />
-3 yıl demiş hoca<br />
ardın dan başka birisi<br />
-hocam hocayla yatarsak kaç yıl<br />
hoca gülmüş<br />
-seni gidi seni cennete mi gitmek istiyosun</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/kurnaz-hoca.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ates ve su hikayesi</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/ates-ve-su-hikayesi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/ates-ve-su-hikayesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 21:53:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol&#8230; Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüreğim sana armağan&#8230; Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına&#8230; Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında<br />
sevdalanmış onun deli dalgalarına.<br />
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,<br />
yüreğindeki duruluğa<br />
Demiş ki suya:<br />
Gel sevdalım ol,<br />
Hayatıma anlam veren mucizem ol&#8230;</p>
<p>Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa<br />
al demiş;<br />
Yüreğim sana armağan&#8230;<br />
Sarılmış ateşle su birbirlerine<br />
sıkıca, kopmamacasına&#8230;</p>
<p>Zamanla su, buhar olmaya,<br />
ateş, kül olmaya başlamış.<br />
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı&#8230;<br />
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de<br />
yüreğindeki kederi de<br />
alıp gitmiş uzak diyarlara su&#8230;</p>
<p>Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları&#8230;<br />
Aramış suyu diyarlar boyu,<br />
günler boyu, geceler boyu<br />
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu<br />
Bakmış o duru gözlerine suyun,<br />
biraz kırgın, biraz hırçın.</p>
<p>Ve o an anlamış;<br />
aşkın bazen gitmek olduğunu.<br />
Ama gitmenin yitirmek olmadığını&#8230;.<br />
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.</p>
<p>İşte o zamandan beridir ki:<br />
Ateş sudan,<br />
su ateşden kaçar olmuş..</p>
<p>Ateşin yüreğini sadece su,<br />
Suyun yüreğini<br />
Sadece ateş alır olmuş&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/ates-ve-su-hikayesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asker Hikayesi</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/asker-hikayesi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/asker-hikayesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2008 15:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[askerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=230</guid>
		<description><![CDATA[Vietnam&#8217;da savaştıktan sonra evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır&#8230; San Francisco&#8217;dan ailesini aradı ve; &#8221;Anne baba, eve dönüyorum ama sizden bir şey rica ediyorum.Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum.&#8221; &#8221;Memnuniyetle&#8230; Onunla tanışmak isteriz&#8221; diye cevapladılar. Ogulları; &#8221;Bilmeniz gereken birşey var&#8221; diye devam etti. &#8221;Arkadaşım savaşta agır yaralandı. Bir mayına bastı ve bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vietnam&#8217;da savaştıktan sonra evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır&#8230;<br />
San Francisco&#8217;dan ailesini aradı ve;<br />
&#8221;Anne baba, eve dönüyorum ama sizden bir şey rica ediyorum.Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum.&#8221;<br />
&#8221;Memnuniyetle&#8230; Onunla tanışmak isteriz&#8221; diye cevapladılar.<br />
Ogulları; &#8221;Bilmeniz gereken birşey var&#8221; diye devam etti. &#8221;Arkadaşım savaşta agır yaralandı. Bir mayına bastı ve bir koluyla ayagını kaybetti. Gidecek hiç bir yeri yok, onun gelip bizde kalmasını istiyorum.&#8221;<br />
&#8221;Bunu duyduguma çok üzüldüm oglum. Belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz.&#8221;<br />
&#8221;Hayır anne, baba onun bizimle yaşamasını istiyorum.&#8221;<br />
&#8221;Oglum&#8221; dedi babası, &#8221;Bizden ne istedigini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü birisi bize korkunç yük olur. Bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına asla izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır.&#8221;<br />
Oglu o anda telefonu kapattı. Ailesi ondan bir süre haber alamadı. Ama bir kaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon geldi. Ogullarının yüksek bir binadan düşüp öldügünü ögrendiler. Polis bunun intihar olduguna inanıyordu. Üzüntü içinde olan anne ve babası hemen San Francisco&#8217;ya uçtular ve ogullarının cesetini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler. Onu tanıdılar, ve bilmedikleri bir şeyi daha ögrenince dehşete düştüler.</p>
<p>Ogullarının sedece bir kolu ve bir bacagı vardı!&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/asker-hikayesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Kadar Sevebilir</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/bu-kadar-sevebilir.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/bu-kadar-sevebilir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 00:14:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/bu-kadar-sevebilir/</guid>
		<description><![CDATA[Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez&#8230;. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç&#8230; Birbirileriyle konuşacak Cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez&#8230;.<br />
Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.<br />
Gençtiler, çok genç&#8230;<br />
Birbirileriyle konuşacak Cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında aldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında&#8230;. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra&#8230; Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu&#8230; Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki&#8230; Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü&#8230; Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca,</p>
<p>&#8220;bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur&#8221;</p>
<p>diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler&#8230;<br />
&#8220;senin için ölürüm&#8221;<br />
derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam</p>
<p>&#8220;hayır, ben senin için ölürüm&#8221;<br />
diye yanıt verirdi hep&#8230; Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,</p>
<p>&#8220;bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak&#8230;.<br />
kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,</p>
<p>&#8220;mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma&#8221; mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı&#8230; Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten&#8230; Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul<br />
Etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev<br />
Gördü kadın, üzerinde &#8220;satılık&#8221; levhası asılı olan.</p>
<p>&#8220;ne dersin, bu evi alalım mı?&#8221;<br />
dedi adama.<br />
&#8220;bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı&#8230;&#8221;<br />
&#8220;sen istersin de ben hiç Hayır diyebilir miyim?&#8221;<br />
diye yanıt verdi adam.</p>
<p>&#8220;Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçiyi&#8230; Kaç para olursa olsun! ,burası bizimdir artık&#8230;.&#8221;</p>
<p>sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar<br />
Mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu Neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı<br />
Ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı:<br />
&#8220;canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut&#8230;&#8221;</p>
<p>Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama,<br />
&#8220;senin için Ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat&#8221;</p>
<p>diye dil Döktü boş yere&#8230; Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği&#8230; Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının<br />
Birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken,</p>
<p>&#8220;artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım&#8221;</p>
<p>diye sözünü kesti arkadaşı.</p>
<p>&#8220;o, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya&#8230;.&#8221;</p>
<p>&#8220;sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları&#8221;</p>
<p>diye bağırdı kadın.</p>
<p>Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla Suçladı&#8230;.<br />
Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı&#8230;</p>
<p>Kocasının eskiden aynı Hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın&#8230;<br />
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkÃ¢r etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı Gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu<br />
Alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken,</p>
<p>&#8220;son bir kez kucaklamak isterim seni&#8221;<br />
diyecek oldu ama kadın,</p>
<p>&#8220;defol&#8221;<br />
dedi nefretle&#8230;</p>
<p>İlk celsede boşandılar&#8230;<br />
Modern bir aşk hikÃ¢yesinin Böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin Alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti&#8230; Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.</p>
<p>Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü.</p>
<p>&#8220;sen, buraya ne yüzle geliyorsun&#8221;<br />
diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.</p>
<p>&#8220;lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.&#8221;<br />
dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:</p>
<p>&#8220;hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir Saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre Sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs! Durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi&#8230;</p>
<p>gözlerinden akan yaşları Durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kÃ¢ğıt duruyordu</p>
<p>Kutuda. İlk kÃ¢ğıtta,<br />
&#8220;lütfen bütün notları Sırayla oku bir tanem&#8221;<br />
Â diyordu&#8230;</p>
<p>Sırayla okudu;</p>
<p>&#8220;seni çok sevdim&#8221;,<br />
&#8220;seni sevmekten hiç vazgeçmedim&#8221;,<br />
&#8220;senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.&#8221;<br />
&#8220;fakat benim için ölmeni istemedim&#8221;<br />
&#8220;şimdi bana söz vermeni istiyorum.&#8221;<br />
&#8220;benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?&#8221;</p>
<p>son kÃ¢ğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın&#8230; Ve son kÃ¢ğıtta şunlar yazılıydı:</p>
<p>&#8220;sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım&#8230;.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/bu-kadar-sevebilir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sayi</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/sayi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/sayi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=203</guid>
		<description><![CDATA[Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir kogusta rastladigi hastaya sordu: - Burada kaç kisisiniz? Karsisindaki, elini bos ver anlaminda salladiktan sonra: - Asıl, dedi, siz dısarıda kaç kisisiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir kogusta rastladigi hastaya sordu:<br />
- Burada kaç kisisiniz?<br />
Karsisindaki, elini bos ver anlaminda salladiktan sonra:<br />
- Asıl, dedi, siz dısarıda kaç kisisiniz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/sayi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ogretmen</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/ogretmen.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/ogretmen.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:19:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Öğretmenin adı bayan Thompson&#8217;du ve 5.sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde, sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı. Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, bayan Thompson, Teddy&#8217;i gözlemiş, onun diğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğretmenin adı bayan Thompson&#8217;du ve 5.sınıf öğrencilerinin<br />
önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu<br />
öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede<br />
sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde,<br />
sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.</p>
<p>Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, bayan Thompson,<br />
Teddy&#8217;i gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını;<br />
giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken<br />
bir halde olduğunu görmüştü ve Teddy mutsuz da olabilirdi.</p>
<p>Çalıştığı okulda bayan Thompson, her öğrencinin geçmişteki<br />
kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Teddy&#8217;nin<br />
bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde<br />
şaşırdı. Çünkü; birinci sınıf öğretmeni:<br />
&#8220;Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır.<br />
Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu&#8230;<br />
Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu&#8230;&#8221; diye yazmıştı.</p>
<p>İkinci sınıf öğretmeni:<br />
&#8220;Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen,<br />
fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve<br />
sanırım evdeki yaşamı çok zor..&#8221; diyordu.</p>
<p>Üçüncü sınıf öğretmeni:<br />
&#8220;Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona<br />
yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer birşeyler yapılmazsa<br />
evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek.&#8221; diye yazmıştı.</p>
<p>Dördüncü sınıf öğretmenine gelince:<br />
&#8220;Teddy içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor,<br />
hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.&#8221; demişti.</p>
<p>Şimdi bayan Thompson sorunu çözmüştü ve kendinden<br />
utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü<br />
kurdelerele paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde<br />
kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy&#8217;nin armağanı<br />
kaba kahverengi bir kese kağıdına beceriksizce sarılmıştı.<br />
Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.</p>
<p>Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış,<br />
birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini<br />
görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin<br />
ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç<br />
damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı.</p>
<p>O gün okuldan sonra Teddy öğretmenin yanına gelerek;<br />
&#8220;Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz&#8221; dedi.</p>
<p>Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar<br />
ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma,<br />
matematik öğretmekten vaz geçerek onları<br />
eğitmeye başladı. Teddy&#8217;ye özel bir ilgi gösterdi.<br />
Onunla çalışırken zekasının tekrar canlandığını hissetti.<br />
Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek,<br />
Teddy sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu.</p>
<p>Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına<br />
karşın Teddy, onun en sevdiği öğrenci olmuştu.</p>
<p>Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Teddy&#8217;dendi.<br />
Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu<br />
yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti.<br />
Notunda liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci<br />
olduğunu ve bayan Thompson&#8217;un halâ hayatında gördüğü<br />
en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup<br />
daha aldı Teddy&#8217;den. O arada zamanın onun için zor olduğunu<br />
çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun<br />
olmak için çok çaba sarfetmesi gerektiğini yazıyordu. Ve<br />
bayan Thompson halâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi.<br />
Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi.<br />
Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha<br />
ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve halâ bayan Thompson<br />
onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi.<br />
Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu.<br />
Theodore F.Stoddard Tıp Doktoru.</p>
<p>Bu hikaye burda bitmedi. İlkbaharda bir mektup daha aldı<br />
bayan Thompson. Teddy hayatının kızıyla tanıştığını<br />
ve evleneceğini yazmıştı. Babasının birkaç yıl önce öldüğünü,<br />
bayan Thompson&#8217;un düğünde damadın anne ve babası için ayrılan<br />
yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.</p>
<p>Tahmin edin ne oldu?<br />
Bayan Thompson törene giderken özenle sakladığı<br />
birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı,<br />
Teddy&#8217;nin ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu<br />
söylediği parfümden sürmeyi de ihmal etmedi.</p>
<p>Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy, onun kulağına<br />
&#8220;Bana inandığınız için çok teşekkürler bayan Thompson,<br />
kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni<br />
böyle değiştirdiğiniz için de&#8230;&#8221; diye fısıldadı.</p>
<p>Bayan Thompson gözünde yaşlarla ona karşılık verdi:<br />
&#8220;Yanılıyorsun Teddy&#8230; Ben değil, sen bana öğrettin.</p>
<p>Seninle karşılaşıncaya kadar<br />
ben öğretmenliği bilmiyormuşum..!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/ogretmen.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O Muzigi Duydunuz</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/o-muzigi-duydunuz.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/o-muzigi-duydunuz.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:18:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı Itzhak Perlman, New York&#8217;ta, Lincoln Center&#8217;daki Avery Fisher Salonunda bir konser vermek üzere sahneye çıktı. Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız bilirsiniz ki onun için &#8220;sahneye çıkmak&#8221; hiç de küçümsenecek bir başarı değildir. Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan Perlman&#8217;ın her iki bacağında da destekleyici ateller vardır ve ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı Itzhak Perlman,<br />
New York&#8217;ta, Lincoln Center&#8217;daki Avery Fisher<br />
Salonunda bir konser vermek üzere sahneye çıktı.<br />
Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız<br />
bilirsiniz ki onun için &#8220;sahneye çıkmak&#8221;<br />
hiç de küçümsenecek bir başarı değildir.</p>
<p>Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan<br />
Perlman&#8217;ın her iki bacağında da destekleyici ateller<br />
vardır ve ancak kol değneği yardımıyla yürüyebilmektedir.<br />
Onu sahne üzerinde her defasında sadece bir adım<br />
atabilmek suretiyle acı içinde ve yavaş yavaş<br />
yürüken görmek unutulmayacak bir görüntüdür.<br />
Ağrılar içinde ama ihtişamla yürümektedir,<br />
sandalyesine erişinceye kadar.</p>
<p>Sonra oturur; yavaşça koltuk değneklerini yere<br />
koyar, bacaklarındaki atellerin klipslerini açar,<br />
bir ayağını geriye iter, ötekini öne uzatır.<br />
Daha sonra yere eğilerek kemanını alır,<br />
çenesinin altına koyar, orkestra şefine<br />
başıyla işaret verir ve çalmaya başlar.</p>
<p>O zamana değin, izleyiciler bu ritüele alışmışlardır.<br />
O, sahnenin bir ucundan sandalyesine doğru ilerlerken<br />
sessizce otururlar. Bacaklarındaki klipsleri açarken<br />
inanılmaz bir sessizlikle beklemektedirler.<br />
Çalmaya hazır olana dek beklerler.</p>
<p>Ancak o konserde bir şeyler ters gitti. Daha ilk birkaç<br />
satırı çalmıştı ki, kemanın tellerinden bir tanesi koptu.<br />
Telin kopma sesini duyabilmek mümkündü,<br />
salonun bir ucuna tabancadan fırlayan kurşun<br />
gibi gitmişti ses. O sesin ne anlama geldiği<br />
konusunda yanılmak imkansızdı. Ve bunun<br />
akabinde ne yapılması gerektiği konusunda da&#8230;</p>
<p>O gece orada olan insanlar kendi kendilerine<br />
şöyle düşündüler: &#8220;Anlamıştık ki, yeniden<br />
ayağa kalkması, atelleri yeniden takması,<br />
koltuk değneklerini alması, yavaş yavaş sahne<br />
arkasına gitmesi ve ya yeni bir keman bulması<br />
ya da yeni bir tel takması gerekecekti&#8221;</p>
<p>Ama o öyle yapmadı. Bunun yerine bir dakika<br />
kadar bekledi, gözlerini kapadı ve sonra<br />
şefe yeniden başlaması için işaret verdi.<br />
Orkestra başladı, o kaldığı yerden devam etti.<br />
Ve daha evvel hiç görülmemiş bir tutku, güç<br />
ve saflıkla çaldı. Elbette herkes bilmektedir ki;<br />
Senfonik bir eseri sadece 3 telle çalmak imkansızdır.<br />
Bunu ben de bilirim, sen de bilirsin, herkes bilir&#8230;<br />
Ama o gece Itzhak Perlman bilmeyi reddetmişti.</p>
<p>Onu, parçayı kafasında molüde ederken,<br />
değiştirirken ve yeniden bestelerken görebilirdiniz.<br />
Bir noktada, telleri nerdeyse yeniden tonlamışçasına<br />
sesler çıkarmaktaydı kemandan, daha evvel hiç<br />
vermedikleri sesleri vermelerini sağlamak için&#8230;</p>
<p>Bitirdiğinde salonu olağanüstü bir sessizlik kapladı.<br />
Ve akabinde seyirciler ayağa kalktı ve tezahürata başladılar.<br />
Oditoryumun her yanından inanılmaz bir alkış patladı.<br />
Hepimiz ayaktaydık&#8230; Bağırıyor, ıslık çalıyor,<br />
alkışlıyor, yaptığını ne kadar takdir ettiğimizi,<br />
beğendiğimizi anlatacak her türlü hareketi yapıyorduk.<br />
Gülümsedi, yüzünden akan terleri sildi, yayını<br />
kaldırarak bizi susturdu ve böbürlenerek değil<br />
ama sessiz, güçlü, dingin bir tonla şöyle dedi :</p>
<p>&#8220;Bilirsiniz, bazen de sanatçının görevidir,<br />
elinde kalanlarla ne kadar daha<br />
müzik yapabileceğini bulmak&#8230;&#8221;</p>
<p>Bu ne güçlü bir cümledir. Duyduğumdan<br />
beri aklımdan çıkmıyor. Ve kim bilir?<br />
Belki de bu bir yaşam tarzıdır,<br />
sadece sanatçılar için değil hepimiz için.</p>
<p>Burada, tüm yaşamını bir kemanın 4 teli ile<br />
müzik yapmak üstüne kuran ve birden bire,<br />
bir konserin ortasında kendini sadece 3 tel ile<br />
bulan bir adam vardır. O da 3 tel ile müzik<br />
yapmayı seçer&#8230; Ve o gece yaptığı; sadece<br />
3 telle yaptığı müzik, daha evvel yaptığı,<br />
4 teli varken yaptığı herşeyden daha güzel,<br />
daha kutsal, daha unutulmazdı&#8230;</p>
<p>&#8220;O zaman belki de bizim görevimiz,<br />
yaşadığımız bu sallantılı, hızla değişen,<br />
ürkütücü dünyada, kendi müziğimizi yapmaktır;<br />
önce elimizde olan herşeyle ve sonrasında da bu artık<br />
imkansız olduğunda, sadece elimizde kalanlarla&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/o-muzigi-duydunuz.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Titanic</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/titanic.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/titanic.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:18:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[titanic batarken içinde ingilizler, amerikalılar ve türkler vardır.kaptan 2. kaptan şikayette bulunur -bunlar gemiyi boşaltmıyor diye 2. kaptan -ben hallederim der ver oradan ayrılır. bir süre sonra kaptanın yanına gelir ve gemiyi boşalttığını söyler. hayretler içinde kalan kaptan şaşırır ve nasıl yaptığını sorar. 2. kaptan sakin bir şekilde anlatır. ingilizlere -siz ölmeyi hak etmiyorsunuz çünkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>titanic batarken içinde ingilizler, amerikalılar ve türkler vardır.kaptan 2. kaptan şikayette bulunur<br />
-bunlar gemiyi boşaltmıyor diye<br />
2. kaptan<br />
-ben hallederim der ver oradan ayrılır.<br />
bir süre sonra kaptanın yanına gelir ve gemiyi boşalttığını söyler. hayretler içinde kalan kaptan şaşırır ve nasıl yaptığını sorar. 2. kaptan sakin bir şekilde anlatır.</p>
<p>ingilizlere<br />
-siz ölmeyi hak etmiyorsunuz çünkü sizler çok asil bir milletsiz dedim ve tüm ingilizler denize atladı, amerikalılara soğuk su sağlıklı yaşam için çok faydalı dedim tüm amerikalılar atladı der<br />
kaptan burada araya girer<br />
-peki türkleri ikna etmesi zordur onları nasıl ikna ettin der.<br />
2.kaptan hafif bir tebessüm ile<br />
-en kolay onlar oldu zaten denize girmek yasaktır dedim hepsi denize atladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/titanic.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gercek Dost</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/gercek-dost.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/gercek-dost.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:15:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün; &#8216;Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi&#8217; Baba, itiraz eder, &#8220;Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki, fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki&#8230;&#8221; Devam eder durur konuşma&#8230; Aralarında başlar bir tartışma, karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya&#8230; Bir akşam bir koyun keserler, ve koyarlar çuvala. Baba der [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genç adamın biri,<br />
Dermiş babasına her gün;</p>
<p>&#8216;Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi&#8217;</p>
<p>Baba, itiraz eder,</p>
<p>&#8220;Olmaz öyle çok dost, hakikisi<br />
Belki bir, belki iki, fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki&#8230;&#8221;<br />
Devam eder durur konuşma&#8230;<br />
Aralarında başlar bir tartışma, karar verirler bir sınava,<br />
Dostun hakikisini anlamaya&#8230;<br />
Bir akşam bir koyun keserler, ve koyarlar çuvala.<br />
Baba der ki oğluna,<br />
&#8216;Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna&#8217;.<br />
Çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı,<br />
Koymuşlar çuvala, dıştan böyle sanılmakta.<br />
Delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna,<br />
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,<br />
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,<br />
Almaz içeri arkadaşını,<br />
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,<br />
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.<br />
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.</p>
<p>evlat geriye döner.<br />
Ama içten yıkılır&#8230;<br />
Babasına dönerek; &#8220;haklıymışsın baba&#8221; der.<br />
&#8220;Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.<br />
Baba &#8216;hayır Evlat &#8216;der, &#8220;benim bir dostum var bildiğim.&#8221;<br />
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.<br />
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.<br />
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar&#8230;<br />
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.<br />
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.<br />
Geçerler arka bahçeye.<br />
Bir çukur kazarlar birlikte,<br />
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,<br />
Üzerine de serpiştirirler toprak.<br />
Belli olmasın diye dikerler sarımsak&#8230;<br />
Genç adam gelir babasına;<br />
&#8216;Baba, işte dost buymuş&#8217; diye konuşunca,<br />
Babası; &#8216;daha erken, o belli olmaz daha.<br />
Sen yarın git O&#8217;na, çıkart bir kavga,<br />
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.<br />
Sonra gel olanları anlat bana&#8230;&#8217;<br />
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,<br />
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!<br />
Der ki tokadı yiyen DOST;<br />
&#8216;Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada&#8217;!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/gercek-dost.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilge Hikayesi</title>
		<link>http://hikaye.yemeklerden.com/bilge-hikayesi.htm</link>
		<comments>http://hikaye.yemeklerden.com/bilge-hikayesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 23:14:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hikaye.yemeklerden.com/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;..Bilge yaşlı adamla karşılaştığında ilk sorusu senin kadar akıllı olmam ne kadar sürecek olmuş. Yanıt çabuk gelmiş; - 5 yıl Bunun çok uzun süre olduğunu söylemiş genç adam. - Ya iki kat çok çalışırsam? demiş - O halde 10 yıl demiş usta - 10! Bu çok daha uzun. Ya hergün ve gece çalışırsam, her saat? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;&#8230;..Bilge yaşlı adamla karşılaştığında ilk sorusu senin kadar akıllı<br />
olmam ne kadar sürecek olmuş.<br />
Yanıt çabuk gelmiş;<br />
- 5 yıl<br />
Bunun çok uzun süre olduğunu söylemiş genç adam.<br />
- Ya iki kat çok çalışırsam? demiş<br />
- O halde 10 yıl demiş usta<br />
- 10!  Bu çok daha uzun.  Ya hergün ve gece çalışırsam,  her saat? diye<br />
üsteleyince genç.<br />
- 15 yıl demiş bilge.<br />
- Anlamıyorum diye yanıtlamış genç.<br />
- Her seferinde amacıma ulaşmak için daha fazla enerji harcayacağıma<br />
söz<br />
verdim ve sen daha uzun süreceğini söyledin; neden? diye sormuş.<br />
- Cevabı basit demiş bilge.<br />
- Bir gözün hedefe sabitlersen, sana yolculuğunda kılavuzluk edecek<br />
yalnızca bir gözün kalır. Bu daha açık oldu mu? diye sormuş&#8230;&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hikaye.yemeklerden.com/bilge-hikayesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

